Bankaların kısa vadeli borçları "gerçekten" azalıyor mu?
-
Merkez Bankası'nın bankaları kısa vadeli borçlanmaktan caydırma çabaları kağıt üzerinde başarıya kavuşmuş görünüyor, ancak gerçek durum öyle olmayabilir
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2015 yılını bankaları kısa vadeli borçlanmadan caydırmaya harcadı. Kağıt üzerinde, bu istek gerçekleşmiş görünüyor.
Bu iyileşme, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings'den Maliye Bakanı'na, herkes tarafından övgüyle karşılandı. Ancak rakamlara daha detaylı bakıldığında, sonuçlar daha az ikna edici görünüyor. Merkez Bankası verileri vadesi bır yıldan az dış borçların 2009'daki küresel krizden bu yana ilk kez düştüğünü gösteriyor, ancak bankanın kendi verileri, aynı zamanda, bankaların uzun vade sınıfına girecek süre olan bir yılın çok az üzerinde borçlandıklarını da gösteriyor.
İstanbul'da VTB Capital JSC analisti Akın Tüzün, 1 Ekim'de Bloomberg News!a yaptığı değerlendirmede, "Vadeleri gerçek anlamda uzatmak çok pahalı, bu nedenle böyle bir oynamaya gitmiş görünüyorlar," dedi ve "Makro denge açısından bakıldığında, değişiklik çok az" şeklinde konuştu.
Fitch'in geçen ay Türkiye'nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviyede tutma lararı öncesi bu iyileşmeyi işaret etmesi ile birlikte, verilerin yanıltıcı olduğu fikri endişelerin artmasına neden olabilir. Bankalr, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Nobel Ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz'in kısa vadeli borçların ekonomiyi yabancı yatırımcıların beklentilerindeki değişikliklere karşı daha kırılgan hale getirdiği yolundaki uyarılarının ardından, Merkez Bankası tarafından bu tür borçları azaltmaya yöneltildi.
367 Gün
Türk bankalarının sendikasyon kredilerinin 15.5 milyar dolarlık bölümü bu yılın başından itibaren alındı ve bunların yaklaşık yüzde 90'ının vadesi, bir yıldan bir ila 10 gün daha fazla. Bu kredilerin büyük bölümünün vadesi 367 gün ve bu vade bankaların Merkez Bankası'nın bu yıl uzun vadeli borçlanmayı teşvik için zorunlu karşılık oranlarında gittiği indirimden yararlanmaları için yeterli. Aynı zamanda bu vade Merkez Bankası'nın bu borçları kısa vadeli olarak değerlendirmemesine de imkan tanıyor.
Üç fazla gün için, bankalar, Merkez Bankası verilerine göre, 364 gün üzeri kredilerde 10 baz puanlık bir prim ödüyor.
Merkez Bankası, bir yıl ve daha az vadeli dış borçlanmalar için zorunlu karşılık oranını Şubat ayında yüzde 13'ten yüzde 18'e yükseltti ve aynı zamanda, uzun vadeli krediler için bu oranı düşürdü. Merkez Bankası sözcğüsü, 1 Ekim'de, kurumun bu politikaları daha da incelikle aşağı çekeceğini kaydetti.
Bankalardan gelen veriler, kredi vadelerini gerçek anlamda uzatma konusunda güçlüklerle karşılaştıklarını gösteriyor. Zira Merkez Bankası'nın adımları bankaların uzun vadeli borçlanmasına neden olan faktörlerin etkilerini gideremiyor. Bu faktörler arasında volatil iç politika ve Türk tahvil faizlerinin bu yıl diğer gelişen piyasalara göre daha fazla artacağı algısı yer alıyor.
Türkiye, Haziran ayında yapılan seçimlerden hükümet çıkmamasının ardından Anayasa gereği Kasım'da da seçime gitmesi ile birlikte, son iki yılda dört seçim gerçekleştirmiş olacak. 7 Haziran'da yapılan seçimlerde, iktidardaki Ak Parti 2002'de iktidara geldiğinden bu yana ilk kez hükümeti tek başına kuracak çoğunluğu elde edemedi. Öte yandan, Güneydoğu'da terör olayları ve TSK'nın bunları önlemeye yönelik operasyonları arttı.
Bu gelişmelerina rdından Türk tahvillerinin faizi 2009'dan bu yana en yüksek seviyesine çıktı ve beş yıllık CDS'ler (tahvillerin temerrüte karşı sigorta maliyeti) 2015 yılında yüzde 75 daha arttı. yatırımcılar bu yıl 6 milyar dolar civarında tahvil satarken, Türk Lirası dolar ve euro karşısında tarihinin en düşük seviyelerini gördü.
Moody’s Investors Service analisti Irakli Pipia, 30 Eylül tarihli raporunda, "Yatırımcıların güveninin azalması, bankaların fonlamalara daha zor ulaşmasına neden oluyor ve buna bağlı olarak risk primleri daha da yükseliyor," dedi ve "Uzun vadeli fonlama bankaları bu riskten kurtarabilir" şeklinde görüş bildirdi.
Bloomberg News