Advertisement

Avdagiç, İTO’nun video konferans yöntemiyle yapılan aralık ayı meclis toplantısında yaptığı konuşmada, İTO’nun 440 binden fazla üyesini temsil eden 261 meclis üyesine hitap etti.

Avdagiç, Kovid-19 salgınının ekonomiye ve sektörlere etkisine değinerek, hükümetin açıkladığı Kısa Çalışma Ödeneği için yeni başvuru imkanı getirilmesini memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.

Avdagiç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“ Kredi Garanti Fonu'ndan KOBİ'lere 7,5 milyar TL yeni kredi sağlanması da finansman sıkıntısı çeken tüccara önemli bir açılım oldu. Hizmetler sektörümüzdeki servis taşımacılığı, turizm-otelcilik, sağlık hizmetleri ve tıbbi malzemeler, fuarcılık, kültür-sanat, spor faaliyetleri, yeme-içme kısıtlamalar sebebiyle kapalı olan sektörlerden birkaçı. Bu sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin ve ilişkide olduğu sektörlerin ayakta durması için daha etkin tedbir ve teşvikler alınması gerekiyor. Salgın tüm sektörleri derinden etkiledi, ama hizmetler sektörünü çok daha fazla etkiledi. Açık açık söylüyoruz, hizmetler sektöründeki firmalar için kayırıcı tedbirler alınması gerektiğine inanıyoruz. Pandeminin yol açtığı mağduriyetlerin giderilmesi, bu sektörlerdeki işletmelerin ve çalışanların hayatlarına devam edebilmeleri ancak buna bağlıdır.”

- "Mücadelemizi hem sağlık hem de ekonomi alanında sürdürmeliyiz"

Avdagiç, olağanüstü şartların, olağanüstü yollara başvurmayı gerektirdiğini belirterek, “Hükümetin bu süreçte aldığı önlemler ekonominin ve üretimin durmamasını sağlamıştır. Şimdi, yeni yol ve yöntemler geliştirerek, devam etmekte olan koronavirüs tehdidine karşı mücadelemizi, hem sağlık hem de ekonomi alanında sürdürmeliyiz.” diye konuştu.

İstanbul Ticaret Odası olarak işletmelerin pandemi sürecini en az kayıpla atlatmaları için birçok farklı platformda çalıştıklarını ifade eden Avdagiç, “Pandemi sürecinde, biz iki şeye önem verdik. Birincisi sektörlerimizle dinamik bir iletişim içinde olmaya önem verdik. İkinci olarak da Bakanlıklarımızla, TOBB ile verimli bir çalışma mekanizmasına sahip olmayı önemsedik. Bu iki kollu iletişim, pandemi döneminde bizim ‘olmazsa olmazımız’ oldu. Bir kanaldan sizlerin görüş ve önerilerinizi alırken, diğer kanaldan bunları gruplayıp, sistematik halde çözüm mercilerine ilettik. Memnuniyetle söylemeliyim ki geçtiğimiz 11 ay içinde hükümetin açıkladığı pek çok düzenleme ile aldığı tedbirlerin temelinde, İstanbul Ticaret Odası’nın harcı vardır.” dedi.

Avdagiç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile 18 Kasım’da Türkiye Ekonomi Şurası’nda video konferans yöntemiyle bir araya geldiklerini ve İstanbul iş dünyasının görüşünü paylaştıklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iş dünyası temsilcilerinin görüşlerine büyük önem verdiğini aktaran Avdagiç, İTO olarak iş dünyasının düşüncelerini yetkililerle yaptıkları ikili görüşmelerde ya da bakanlıklarla yapılan heyet toplantılarında da naklettiklerinin altını çizdi.

Avdagiç, “Bununla da yetinmedik, kamuoyuyla da paylaşıp gerekli etkiyi oluşturmaya özen gösterdik. Böylece iletişimin tüm yöntemlerini, sizlerin ve üyelerimizin dertlerine derman bulmak için kullandık, kullanmaya devam ediyoruz.” dedi.

Bunun yakın zamanda gerçekleşen iki örneğini aktaran Avdagiç, “İTO olarak 2021 yılında reel sektörün güçlendirilmesi için alınması gereken 8 önemli tedbiri, 'Üretim ve İhracatta Anti-Kovid 2021 Önlemleri' adı altında kamuoyuyla paylaştık. Çünkü biz Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı ekonomide yeni dönemin, bu tedbirlerin uygulanması için önemli bir fırsat olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca bu tedbirler, özel sektörümüzün dayanıklılığını artırarak, yeni yıla dirayetli bir başlangıç yapmasını da sağlayacaktır." yorumunu yaptı.

- "Türkiye, kimsenin sınırlarına, çıkarlarına yan gözle bakmıyor"

Avdagiç, Avrupa Birliği’nin 10 Aralık’ta başlayan ve bugün de devam edecek liderler zirvesine değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Önce şunun altını çizelim; biz de iş dünyası olarak, ‘Kendimizi başka yerlerde değil Avrupa'da görüyor, geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz.’ Ancak, bu ülküye sahip olmamız, millî çıkarlarımızdan ve şahsiyetimizden vazgeçeceğimiz anlamına gelmez. İbni Haldun’un dediği gibi coğrafya kaderdir. Türkiye’nin kaderi bu coğrafya ile Avrupa ile bütünleşmiştir. Öyle olmaya da devam edecektir. AB ülkeleri de bu gerçeğin farkında olmalı. Türkiye, kimsenin sınırlarına, çıkarlarına yan gözle bakmıyor. Ama Doğu Akdeniz’deki çıkarlarına saygısızlık edilmesini de kabul etmeyecektir. Türkiye, Doğu Akdeniz’de doğal kaynak gelirlerinin adaletli ve eşitlik ilkesine uygun biçimde paylaşılmasını istiyor. Bunlar en tabi ve haklı isteğidir.”

Türkiye ekonomisinin pandeminin yanı sıra uluslararası önemli gelişmelerle de doğrundan etkileşim halinde olduğuna işaret eden Avdagiç, "Dolayısıyla hem AB ile girilen sürecin hem de ABD seçimlerinden sonraki sürecin dikkatle yönetilmesi gerekiyor. İş dünyası olarak biz, ekonomimizin bu zorlu iç ve dış baskıları da başarıyla bertaraf edip yoluna güvenle devam edeceğine inanıyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.