Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Haberler Şimşek: Savaş nedeniyle enflasyonda en az 5 puanlık baskı var

Şimşek: Savaş nedeniyle enflasyonda en az 5 puanlık baskı var

  • Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ülkenin ekonomik gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Şimşek: Savaş nedeniyle enflasyonda en az 5 puanlık baskı var
08 Haziran 2026, 21:27 Güncelleme :

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, savaşın ekonomi üzerindeki etkilerinin enerji fiyatlarının çok ötesine geçtiğini söyledi.

Gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Şimşek, savaşın petrol, doğalgaz, kimya, gübre, helyum ve çip üretiminde kullanılan hammaddeler başta olmak üzere birçok kritik alanda arz şoku yarattığını belirtti. Bölgenin enerji ve temel hammadde üretimi açısından stratejik önem taşıdığına işaret eden Şimşek, savaşın etkilerinin yalnızca ham petrol ve doğalgaz sevkiyatında değil, üretim zincirinin birçok halkasında hissedildiğini ifade etti.

Petrol fiyatlarındaki yükselişin tekstilden ayakkabıya, gübreden tarımsal üretime kadar birçok alanda doğrudan ve dolaylı maliyet baskısı oluşturduğunu kaydeden Şimşek, gübre kullanımındaki azalmanın tarımsal verimi düşürebileceğini, bunun da gıda fiyatları üzerinde ilave baskı yaratabileceğini söyledi.

Küresel büyümenin de bu süreçten olumsuz etkilendiğini belirten Şimşek, finansal koşulların sıkılaştığını, risk primlerinin etkilendiğini ve Türkiye'nin ihracat yaptığı bazı ülkelerde talep daralması yaşanabileceğini dile getirdi.

"En az 5 puanlık enflasyonist baskı var"

Savaşın ilk döneminde çatışmaların kısa sürede sona ereceğinin öngörüldüğünü ancak sürecin beklentilerin aksine uzadığını ifade eden Şimşek, geçmiş enerji şoklarında yaklaşık 4,5 milyon varillik etkinin konuşulduğunu, bugün ise 20 milyon varillik bir etkinin söz konusu olduğunu söyledi.

Şimşek, doğrudan ve ikincil etkiler birlikte değerlendirildiğinde mevcut petrol fiyatlamalarının enflasyon üzerinde en az 5 puanlık ilave baskı oluşturduğunu belirterek, "Yüzde 21 olacaktıysa yüzde 26" dedi.

Ekonomik tahminlerin belirli varsayımlar üzerine kurulduğunu ancak dünya ekonomisinin doğrusal bir çizgide ilerlemediğini ifade eden Şimşek, petrol fiyatı, cari açık, büyüme ve enflasyon gibi göstergeler için çeşitli modeller oluşturulduğunu söyledi.

Şokların her zaman öngörülemediğini ve fiyatlanamadığını vurgulayan Şimşek, 2025 yılında da İBB davası, ABD'nin ticaret savaşları, İsrail-İran savaşı, zirai don ve kuraklık gibi çok sayıda gelişmenin ekonomi üzerinde etkili olduğunu belirtti.

"Hedefleri tutturumadağımızda dış şoklara sığınmam"

Enflasyon hedeflerinde sapma yaşandığında dış şoklara sığınmadığını ifade eden Şimşek, yapısal faktörlerin de belirleyici olduğunu söyledi.

Orta Vadeli Program'ın her yıl güncellendiğini hatırlatan Şimşek, programın ilk aşamada deprem sonrası ortaya çıkan makroekonomik risklerin yönetilmesine odaklandığını belirtti. 2023 depremlerinin yeniden inşa ihtiyacı doğurduğunu kaydeden Şimşek, Kur Korumalı Mevduat uygulamasının da ekonomi yönetiminin önceliklerini şekillendiren unsurlardan biri olduğunu ifade etti.

Ekonomi programının temel hedefinin makro finansal istikrarı sağlamak olduğunu belirten Şimşek, dezenflasyon, bütçe disiplini ve cari dengenin sürdürülebilir seviyelerde tutulmasının öncelikli başlıklar arasında yer aldığını söyledi.

Türkiye'nin zorlu bir coğrafyada bulunduğunu ifade eden Şimşek, savaşlar ve bölgesel krizlerin ülkenin kontrolü dışında geliştiğini belirtti. Bu nedenle rezerv birikiminin önemine işaret eden Şimşek, Türkiye'nin rezervlerinin yaklaşık 5 aylık ithalatı karşılayabilecek seviyeye ulaştığını kaydetti.

Savaşın sona ermesiyle enerji arzında normalleşme yaşanabileceğini belirten Şimşek, petrol fiyatlarındaki düşüşten en fazla fayda sağlayacak ülkelerden birinin Türkiye olacağını söyledi.

Türkiye'nin son 23 yılda petrol ve doğalgaz ithalatına yaklaşık 1,1 trilyon dolar ödediğini hatırlatan Şimşek, enerji fiyatlarındaki gerilemenin enflasyona hızlı şekilde yansıyacağını ifade etti.

Enflasyonun düşüş eğiliminde olduğunu ancak hayat pahalılığıyla mücadelenin henüz tamamlanmadığını vurgulayan Şimşek, Türkiye'de hane halkı harcamalarında kira, gıda ve ulaştırmanın önemli paya sahip olduğunu belirtti.

Bu üç kalemin toplam harcamaların ortalama yüzde 67'sini oluşturduğunu kaydeden Şimşek, en düşük gelir grubunda bu oranın yüzde 77'ye ulaştığını söyledi. Bu nedenle konut arzını artırmaya, gıda arzını güçlendirmeye ve ulaştırma maliyetlerini düşürmeye yönelik politikaların önem taşıdığını ifade etti.

"Kira enflasyonu yüzde 30-35 aralığına iner"

Kira enflasyonuyla mücadele kapsamında konut arzının artırıldığını belirten Şimşek, deprem bölgesinde 500 bin konutun teslim edildiğini, bu yıl 120 bin konutun daha teslim edileceğini söyledi.

Bölgede kira enflasyonunun yüzde 20 seviyelerine gerilediğini aktaran Şimşek, ülke genelinde kira enflasyonunun halen yüzde 50'nin biraz altında seyrettiğini belirtti. Sosyal konut projeleri ve kamu destekli yeni yatırımlarla konuta erişimin kolaylaşacağını ifade eden Şimşek, yıl sonunda kira enflasyonunun yüzde 30-35 aralığına gerilemesini beklediklerini kaydetti.

"Adımlarımızın etkisini 2-3 sene içinde daha net göreceğiz"

Gıda fiyatlarının yalnızca mevsimsel faktörlerden değil, aynı zamanda arz ve tedarik zincirine ilişkin yapısal unsurlardan etkilendiğini belirten Şimşek, organize tarım bölgeleri ve örtü altı sera üretiminin artırılması için çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.

Bu adımların etkilerinin 2-3 yıl içinde daha net görüleceğini ifade eden Şimşek, tarladan tüketiciye uzanan süreçteki fire oranlarının azaltılması gerektiğini ve Hal Yasası'nın bu konuda yapısal katkı sağlayabileceğini belirtti.

Savaş ve iklim kaynaklı risklere rağmen Türkiye'nin enflasyonla mücadelede doğru yolda olduğunu ifade eden Şimşek, dezenflasyon sürecinin önceliklendirildiğini söyledi.

Eşel mobil uygulaması nedeniyle bütçe gelirlerinden feragat edildiğini hatırlatan Şimşek, yüksek enflasyon dönemlerinde gelir dağılımının bozulduğunu, ancak son iki yılda gelir dağılımında iyileşmenin başladığını ve çalışanların milli gelirden aldığı payın arttığını belirtti.

Reel sektörün finansmana erişimde yaşadığı sıkıntıları kabul ettiklerini belirten Şimşek, bu sorunları hafifletmek için yoğun çaba gösterdiklerini söyledi.

İhracatçılara sağlanan reeskont kredilerinin günlük 300 milyon TL'den 4,5 milyar TL'ye yükseltildiğini belirten Şimşek, Eximbank'ın sermayesinin de artırıldığını ifade etti.

Çiftçiler, esnaf, KOBİ'ler ve emek yoğun sektörlere yönelik desteklerin sürdüğünü belirten Şimşek, yatırım, istihdam, üretim ve ihracatın öncelikli alanlar olduğunu kaydetti.

"Yan etkisi var diye tedaviden vazgeçer misiniz?"

Küresel ticarette korumacılık eğilimlerinin arttığını ve Çin ile ABD arasındaki ticaret gerilimlerinin birçok ülke gibi Türkiye'yi de etkilediğini söyleyen Şimşek, ekonomi programının yan etkileri olabileceğini ancak programdan vazgeçmenin doğru olmayacağını ifade etti.

Şimşek, "Tedavinin yan etkisi var diye tedaviden vazgeçer misiniz?" sözleriyle programın temel amacının dış açık, bütçe açığı ve enflasyon gibi sorunları yapısal dönüşüm yoluyla çözmek olduğunu vurguladı.

"Sermaye ve yetenek çekmeye çalışıyoruz"

Türkiye'ye yatırım çekmek amacıyla yeni düzenlemeler hayata geçirildiğini belirten Şimşek, üretimi teşvik eden kurumlar vergisi indirimleri, transit ticaret, hizmet ihracatı ve nitelikli hizmet merkezlerine yönelik vergi avantajlarının Türkiye'yi bölgesel bir merkez haline getirmeyi amaçladığını söyledi.

Dünyada sermaye, girişimci ve yetenek çekme yarışının hızlandığını belirten Şimşek, Türkiye'nin bu yarışta daha güçlü konuma ulaşması için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

Varlık barışına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şimşek, düzenlemenin amacının vergisel kolaylık sağlamak ve sistem dışında bulunan kaynakların finansal sisteme kazandırılmasını teşvik etmek olduğunu söyledi.

Sisteme dahil edilecek kaynakların yüzde 5 vergiye tabi olacağını belirten Şimşek, bu kaynakların bankacılık sistemi üzerinden izlenebilir hale gelmesinin önemine dikkat çekti.