Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Görüş Çağlar Kuzlukluoğlu Uzak Asya ve Uzak Batı arasında gösteri(ş)li 24 yıl

Uzak Asya ve Uzak Batı arasında gösteri(ş)li 24 yıl

Bugünden bakınca, 2002 FIFA Dünya Kupası ile 2026'da ABD, Kanada ve Meksika ev sahipliğinde düzenlenecek 48 takımlı turnuva arasında yalnızca sayısal farklar yok. Arada dünyanın ekonomik, teknolojik ve siyasi olarak geçirdiği sarsıcı dönüşümler var.

02 Nisan 2026, 15:47 Güncelleme :

2002 yazında Türk Milli Takımı ile Dünya Kupası yarı finaline uzanan o unutulmaz yolculuk, analog dünyanın belki de son büyük kolektif heyecanlarından biriydi.

O günlerde bugünkü işlev ve anlamıyla sosyal medya yoktu, algoritmalar yoktu. Gündemi belirleyen birkaç televizyon kanalı ve ertesi günün gazeteleriydi.

Bugünden bakınca, 2002 FIFA Dünya Kupası ile 2026’da ABD, Kanada ve Meksika ev sahipliğinde düzenlenecek 48 takımlı turnuva arasında yalnızca sayısal farklar yok. Arada dünyanın ekonomik, teknolojik ve siyasi olarak geçirdiği sarsıcı dönüşümler var.

2002 küreselleşmenin en iyimser dönemlerinden birine denk geliyordu. Soğuk Savaş'ın sona ermesi sonrası oluşan tek kutuplu dünyada, piyasa ekonomisi ve liberal demokrasiler neredeyse tartışmasız bir zafer kazanmıştı. John Maynard Keynes’in devlet müdahalesine dayalı fikirleri yerini büyük ölçüde serbest piyasa politikalarına bırakmış, Petrol Krizi gibi şokların ardından kurulan dengeler küresel büyümeyi hızlandırmıştı. Dünya Kupası’nın 32 takımla oynandığı bu dönem, küresel sistemin “herkesi içine alma” iddiasının zirvesiydi belki de.

Dijital devrimin ayak sesleri

Ancak aynı yıllarda fark edilmeden başka bir devrim de filizlenme hazırlığındaydı. Dijital Devrim!

2002’de henüz emekleme aşamasında olan internet birkaç yıl içinde sosyal medya platformlarıyla bambaşka bir dünyayı mümkün kılacaktı. 2004’te Facebook, 2005’te YouTube ve 2006’da Twitter yalnızca iletişim biçimlerini değil kamusal alanın doğasını değiştirdi.

Bu dönüşüm, futbol ve Dünya Kupası dahil her şeyin anlamını da kökten değiştirdi. 2002’deki bir 90 dakika ve detayları ile 2010’lardan itibaren her anın her açının ve her yorumun anında küresel dolaşımını bir kıyaslamayı deneyin isterseniz. Artık maçlar akıllı cihazlarda ve veri merkezlerinde adeta yeniden üretiliyor.

Türkiye açısından bakıldığında 2002 bir eşik her anlamda. O turnuvadan sonra milli takım bir daha Dünya Kupası sahnesine çıkamadı. Bu yokluk, ironik bir şekilde tüm dünyanın son sürat dijitalleşme süreciyle çakıştı. Sosyal medyanın yükseldiği yıllarda Türkiye, Dünya Kupası’nı sahada değil, sadece ekranlarda deneyimleyen bir ülke olabildi. Mahrum kaldığı şeyleri çoğaltabiliriz iktisaden de…

Bugün İran merkezli olarak yoğunlaşan gerilim, 2026 Dünya Kupası’nı yeni ve gergin dünyanın gölgesiyle birleştirecek.

Takım sayısı 32’den 48’e çıkacak. Tıpkı Altın Standardı’nın terk edilip daha esnek ama daha kırılgan bir finansal sisteme geçilmesi gibi, Dünya Kupası da daha geniş ama daha karmaşık bir yapıya evriliyor.

Bugün artık futbol sadece bir oyun değil. Veri, içerik ve dikkat ekonomisinin merkezinde yer alan küresel bir pazar.

Bir andan bir içerik zincirine...

Belki de bu yüzden, 2002’nin o saf coşkusuna sadece dönüp bakmak yalnızca nostalji değil. Ben ortaokuldan liseye geçiyordum o yaz, heyhat! Şimdi 40’larıma geçmek üzereyim.

O turnuva dünyanın henüz bu kadar hızlanmadığı, her şeyin bu kadar parçalanmadığı bir anı temsil ediyor benim zihnimde de. Bugün 48 takımlı dev bir organizasyona doğru ilerlerken, Dünya Kupası hem daha büyük hem de daha kırılgan bir dünyanın aynası olmaya devam ediyor.

Guy Debord’un Gösteri Toplumu, bugünü ve 2026’nın Dünya Kupası’nı anlamak için güzel bir rehber olabilir. Debord’a göre modern toplumda gerçek ilişkilerin yerini imgeler, deneyimin yerini temsiller alır. 2002’de Türkiye’nin attığı bir gol, bir “an” idi. İlhan Mansız’ın altın golü mesela…

Bugün ise her gol sayısız açıdan çekilmiş, filtrelenmiş, yorumlanmış ve tüketilmiş bir içerik zinciri.

Daha fazla takım, daha fazla maç, daha fazla içerik ve nihayetinde daha fazla tüketim!

Gösteri büyüdükçe, gerçek deneyimin kendisi ne olacak?

Sorunun yanıtını umarız ki kazasız, belasız ve özellikle savaşsız bir kupa sonrası ana bırakalım.

Ama kafalardaki Türkiye, Dünya ve 24 yılın deneyimlerini bugün ne temsil edebilir diye de kendimize soralım.