Ceren Dilekçi

Reel Sektörde Vadeli Satış Zorlaştı

Reel sektörün yaşadığı nakit sıkışıklığı sorunu son dönemde sıkça dile getirilmeye başlandı.

Geçtiğimiz günlerde TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun "Piyasada gözle görülür bir yavaşlama var, para dönmüyor" açıklamasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan bugünkü açıklamasında, piyasalardaki nakit sıkışıklığının ve kredi kanallarındaki daralmanın farkında olduklarını belirterek, bunları aşmak için hazırlık, çalışma ve planlarının olduğunu söyledi.

Konuştuğumuz sektör temsilcilerine göre piyasada yaşanan güvensizlik, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve nakit ihtiyacı nedeniyle vade uyumsuzlukları ortaya çıktı, vadeli satışlar yerini peşin satışlara bırakırken teminat ya da ipotek karşılığında oldukça kısa vadeler uygulanmaya başlandı.

BloombergHT'ye konuşan İTO Başkanı Şekip Avdagiç, kurda yaşanan aşırı oynaklığın vadeli satış özellikle ithalata dayalı satış yapanların vadeleri kısaltmaları hatta peşine dönmesi durumunu doğurduğunu belirtiyor. Son zamanlarda kurların istikrarlı bir bandın içinde seyretmesiyle vadelerin piyasa gerçeklerine uygun geri döneceği beklentisi içerisinde olduklarını ifade ediyor.

Avdagiç, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bazı sektörlerde vadeler çok uzamıştı. Belli sektörlerde işler 14-16 aylık vadelerle dönüyordu. Dünyanın hiç bir yerinde vade söz konusu değil. Avrupa'da bununla ilgili kısıtlar var. Örneğin yaş meyve-sebze satıyorsanız üreticiye 15-30 gün arasında ödeme yapmanız lazım.

Otomotiv ana sanayinin yan sanayiye 2 ay içinde ödeme yapması lazım. Hükümetler tarafından zayıfı güçlüye karşı koruyan kurallar konuyor. Belki Türkiye'de de bu örnekleri dikkate alarak Türkiye'ye adapte edilebilir."

Reel sektörün yaşadığı nakit sıkışıklığının en büyük nedeni finansmana erişimde yaşanan zorluklar. Gerek kredi faizlerinin geldiği seviye, gerekse bankaların kredi kullandırmadaki iştahsızlığı, iş dünyasının gündeminden düşmüyor.

İTO Başkanı finansman konusunda bankalarla hiçbir sıkıntısı olmayan, limitleri olan firmaların dahi bu limitleri kullanma konusunda ciddi sıkıntılar yaşadığını söylüyor ve ekliyor: "Sanki firmalar teminatlarını hallettiği halde bankalar hazır, kredi vereceklermiş gibi bir resim ortaya çıkıyor. Bankalar çok daha az bir nakdi piyasaya veriyorlar. Piyasaya verilmesi gereken nakit miktarında ciddi sıkışıklık var, giderilmesi lazım. Limit, teminat konusunda hiçbir problemi olmayan firmaların finansmana erişim konusunda sıkıntı yaşamamaları lazım. Artan döviz kurlarına bağlı olarak teminatlarında döviz kredisi kullanan firmaların teminatlarında sorun ortaya çıktı. Çok hızlı teminat artışı gerekliliği gündeme geldi. Teminat olarak konulan unsurların piyasa değerleri düştüğü için burada bir makas oluştu. Bu makasın kapanması konusunda piyasa gerçeklerine uygun olarak bankaların hareket etmesi gerekir. Bir günde firmaların olmayan bir kaynağı ortaya çıkarıp teminatı kapatmalarını beklemek hayatın gerçekleriyle bağdaşmaz. Bu anlamda KDV'nin teminat olarak kullanılması doğru bir yaklaşım. KDV alacaklarımızı bloke edip ödenmemesi sürecine girersek olumlu olmaz. Asli beklentimiz KDV alacaklarının belli bir takvim içinde ya nakit olarak ödenmesi ya da devlete ödeyeceğimiz KDV, muhtasar, stopaj, Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi gibi mükellefiyetlerimize karşılık mahsup edilebilmesi. Bunların da birden mahsup edilmesi bütçe gerçekleri açısından mümkün olmadığını biliyoruz, makul bir takvim içinde yapılması makul olacaktır."

PERAKENDECİLER: PİYASAYI TIKANMA NOKTASINA GETİREBİLİR

Son dönemde konkordato taleplerinden en çok sorun yaşayan sektörlerden birinin ayakkabı olduğunu biliyoruz. Yüksek borçluluk seviyesi ve AVM kiraları nedeniyle zor günler geçiren sektör, vadelerin kaldırılmasından oldukça şikayetçi.

Birleşmiş Markalar Derneği Başkanı Sinan Öncel, markalar veya üreticilerin teminat ya da bazı mülklerini ipotek ettirerek vadeli mal alma yoluna gittiğini söylüyor.

Bazı sektörlerde alımların tamamen peşine döndüğünü kaydeden Öncel, bu durumun piyasayı yavaş yavaş tıkanma noktasına getirebileceği konusunda uyarıyor. Uzun vadelerin sürdürülebilir olmadığı ve zamanla normale döneceği beklentisini şu sözlerle dile getiriyor Öncel, "Alışveriş canlandığı takdirde 2-3 parti peşin alımdan sonra 1-2 ay sonra üreticiler yavaş yavaş vadeleri açmaya başlayacaklar. 17 ayı bulan vadeler de çok sağlık değildi ama tamamen peşin olarak da üreticilerin markalara veya perakendecilere mal teklif etmeleri de çok sağlıklı değil. Çünkü markalar çok yüksek faizle kredi kullanıyor. Bizim için piyasa kredisi çok önemli. Bu nedenle bu dönemin yavaş yavaş azalarak piyasaların Ocak'tan itibaren normal vadeli seyrine döneceğini, o uzun 12-15 ay vadeler olmayacağını, 3-6 ay arasındaki vadelere oturacağını tahmin ediyorum."

DEMİR-ÇELİK SEKTÖRÜ ÜRÜNLERİNİN YÜZDE 70'İ İTHALATA DAYALI

ABD'nin ek vergi kararıyla kan kaybı yaşayan demir-çelik sektörü vadelerin normal seyrine dönmesini bekliyor. Çelik Federasyonu Başkanı Namık Ekinci'ye kulak verelim: "Çelik üreticileri ürünlerinin yüzde 70'ini ithalata dayalı olarak gerçekleştiriyor. Bu ürünleri satarken çok eskiden vadeli olarak verebiliyorlardı ama şu anda vadeli satış imkanı yok dolara endeksli TL bazında satışlarını gerçekleştiriyorlar. Çok cüzi bir kısmı ise teminat mektubu karşılığında ürünlerini 3 aya varan vadelerle veriyorlar. Ödeme tarihindeki kura göre ayarlama yapıyorlar. Kısmen de olsa üstüne bir faiz koyuyorlar. Çelik üreticilerinde durum buna yakınken onun müşterisi olan firmalarda 4 ile 6 ay arasında değişen vade uyguluyorlar. Vadeleri daraltarak 2-4 aya düşürdüler. Vadesiz satmaları

mümkün değil, zaten dar olan bir pazar. Dar olan bir pazarda ellerindeki üretimi durdurmadan verebilmeleri için çalışmaları lazım, buna rağmen satışlar istenen seviyelerde değil. 200 ülkeye ihracat gerçekleştiren bir sektör, bu nedenle ihracata ağırlık verilmeye başlandı. İhracatta da fiyatlar düşük olarak yani iç piyasaya göre ayarlamalar yapıldığından dolayı düşük olarak yapılıyor. Umuyoruz ki ABD Section 232'den sadece Türkiye'ye koydukları yüzde 50 oranındaki vergiyi diğer ülkelerin seviyesi olan yüzde 25'lere doğru çekerler. O zaman Türkiye'nin şansı artar, içerideki sorunlara da neşter vurulmuş olur."

Görüldüğü gibi hemen hemen tüm sektörlerin sorunları ortak. Finansmana erişim tarafında yaşanan sıkıntılar herkesi daha temkinli hale getirerek özkaynaklarını konusunda daha koruyucu bir yaklaşım içine girmelerine neden olmuş. Önümüzdeki dönemde herkesin gözü, nakit sıkışıklığını aşmak adına atılacak adımlarda olacak.

 

Yukarı