Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Haberler Davutoğlu: Bir isme çok yaklaşıldı

Davutoğlu: Bir isme çok yaklaşıldı

  • Davutoğlu, "İki canlı bombanın, nasıl o meydana gelmiş, bombayı nasıl taşımış olabilecekleriyle ilgili bir tespite ulaşıldı. Bir isme çok yaklaşıldı" dedi

Davutoğlu: Bir isme çok yaklaşıldı
12 Ekim 2015, 12:09 Güncelleme :

Başbakan Ahmet Davutoğlu: "(Ankara'daki terör saldırısı) İki canlı bombanın, nasıl o meydana gelmiş, bombayı nasıl taşımış olabilecekleriyle ilgili bir tespite ulaşıldı. Bir isme çok yaklaşıldı. Yaklaşılan isim bir örgütü işaret ediyor" dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ankara'daki terör saldırısına ilişkin, "Bu saldırı Türkiye'yi Suriye yapmaz, bu saldırı işte aynen 11 Eylül'de New York'ta olduğu gibi ya da daha sonra Londra'da, Madrid'de, Paris'te olduğu gibi gelişmiş bir ülkeye, demokratik bir ülkeye yapılan bir saldırı mahiyetindedir" dedi.

Başbakan Davutoğlu, AK Parti Genel Merkezi'nden katıldığı NTV canlı yayınında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Ankara'da meydana gelen terör saldırısıyla ilgili yeni bilgilere yönelik soru üzerine, birçok ilde cenaze hazırlıkları olduğunu hatırlatan Davutoğlu, "Bu hazırlıklar vesilesiyle de bütün ailelere, yakınlara taziyelerimi iletmek istiyorum" diye konuştu.

"Çok büyük bir acı yaşadık" ifadesini kullanan Davutoğlu, "Gerçekten son iki gün içinde yaşadıklarımız Türkiye'nin ne kadar ciddi risklerle karşı karşıya olduğunu, bu coğrafyada bulunan bir demokrasi ülkesinin karşı karşıya kalabileceği tehditlerin ne kadar kapsamlı olabileceğini bir kez daha hepimize gösterdi" dedi.

Davutoğlu, "İlk gün yaptığım açıklamada da söylediğim gibi bu saldırı Türkiye'ye dönük bir saldırıdır. Yani bir toplum kesimine değil, bu mitingi orada yapanlara değil sadece, bütün Türkiye'ye yönelik bir saldırıdır. Halkımızın bütününe yönelik bir saldırıdır ve demokrasiye yönelik bir saldırıdır" diye konuştu.

- "Kader ortaklığı anlamında 78 milyonun aynı hissiyatı taşıdığından eminim"

DİSK, KESK, Türk Tabipler Birliği başkanlarıyla ve organizatör kuruluşlarla da görüştüğünü dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Çok samimi görüşmelerimiz oldu, onlara da ifade ettim, orada bulunan vatandaşlarımız hangi siyasi görüşte olurlarsa olsunlar, hangi sivil toplum kuruluşuna üye, hangi siyasi yaklaşıma kendilerini mensup hissederlerse hissetsinler hepsi bizim aziz vatandaşlarımızdır ve bugün onlarla bir kader ortaklığı anlamında 78 milyonun aynı hissiyatı taşıdığından eminim. Bugünler biraz zor günlerdir ama zor günlerin içinden geçen milletler, toplumlar da bu zor günlerde karşı karşıya kaldıkları meydan okumalarla olgunlaşırlar, geleceğe daha bir ortak kader perspektifiyle bakarlar."

Davutoğlu, "Türkiye'ye dönük bir saldırıdır, çünkü Türkiye etrafındaki bütün bu ateş çemberi içinde istikrarını, itibarını koruyan bir ülke" değerlendirmesinde bulunarak, "Türkiye itibarını koruyan, yükselen bir ülke imajını sürdürüyor. Önümüzdeki ay G20'ye dönem başkanlığı yapacağız. Böyle bir kritik coğrafyada Türkiye'nin bu yükselen itibarı bazıları için tehdit unsuru gibi görülmüş olabilir, görüldüğü yerleri de biz biliyoruz" ifadesini kullandı.

- "İstendi ki bu acı bütün ülkeye yayılsın, sirayet etsin"

Saldırının halkın bütününe yönelik olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Çünkü nihayet orada bulunanlar Türkiye'nin her kesiminden gelen, işte bugün acılı bir şekilde cenazelerimizi ülkenin her yanına gönderiyoruz, yani herhangi bir vilayette olsa da büyük tepkiye, hepimizin acısına sebebiyet verirdi ama lokal bir olay değil, Ankara'da, Başkent'te ve Türkiye'nin her yerinden gelen vatandaşlarımızın katıldığı bir mitingde oluyor. Yani istendi ki bu acı bütün ülkeye yayılsın, sirayet etsin" dedi.

Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Üçüncüsü demokrasiye karşı bir saldırı, çünkü 19 gün sonra seçime gidiyoruz, Türkiye'de demokrasiyi daha da kökleştirecek bir seçimin arifesinde bu saldırının yapılması seçim sonuçlarını etkileme çabası kadar Türkiye'de seçime bir şekilde gölge düşürme çabasının da sonucu. Dolayısıyla hepimizin bu olay karşısında her şeyden önce ülkemizi, halkımızı ve demokrasimizi korumamız, bütün odağımızı da buraya yöneltmemiz lazım. Küçük siyasi hesaplar bugünlerde yapılmamalı, yapanlar kaybederler. Bugünlerde kısa dönemli, salt seçime dönük ifadeler, söylemler kullanılmamalı, kullananlar kaybederler. Halbuki hepimizin daha uzun perspektif olarak bu saldırının arka planındaki güçlerin ortaya çıkarılması ve geleceğe dönük olarak da bir daha benzer olayın yaşanmamasını temin edecek çalışmalar yapmamız lazım."

Cumartesi günü olayın hemen sonrasında İçişleri Bakanı Selami Altınok'tan bilgi aldığını ve birkaç dakika içinde 56 ambulansın alana girdiğini, seri şekilde de yaralıların hastanelere intikal ettirildiğini bildiren Davutoğlu, "O anda bir kriz yönetimine otomatik olarak geçti. Zaten bu tür konularda bir tecrübe birikimimiz var ve yaklaşık 1,5 saat sonra da bütün ilgili birimlerle toplantı yaptık. Orada şunu halkımızın bilmesini isterim, herhangi bir şekilde hem olayın gerçek yüzünü anlamaya, arkasındaki saikleri hem de varsa bir zaaf, ihmal, herhangi bir şey varsa bunu da açık surette tartışmak, konuşmak üzere geldik" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, olay sonrası ilk gündemlerinin yaralıların tedavisi ve cenazelerin teslimi olduğunu anlatarak, acil bir durumda yapılması gereken her şeyin yapıldığını aktardı.

Davutoğlu, "Sonrasında ilgili müfettişler görevlendirildi, şu anda soruşturma devam ediyor, hem müsebbipleri itibarıyla, orada istihbarat başkanlarını, Emniyet Genel Müdürünü, Ankara Valisini, hepsini çağırdık, aldığımız bilgiler oldu, değerlendirmelerimiz sürüyor. Dün de tekrar topladım, bugün de Bakanlar Kurulunda değerlendireceğiz. Gelecek raporlara göre 'benzer olaylarda alınması gereken ek tedbirler neler olur', bunları hep konuşacağız" ifadesini kullandı.

"11 Eylül olayı Amerika'da olduğunda kimse böyle bir yöntem denenebileceğini düşünmemişti ya da Londra saldırısında, Madrid saldısında" görüşüne yer veren Davutoğlu, "Hani dün bazı kesimlerin 'Ortadoğu bataklığı, Türkiye buradan etkilendi' ifadeleri için söylüyorum, yani Fransa'da karikatüristlere yapılan saldırı, Fransa Ortadoğu'nun içinde olduğu için yapılmış değil. Bütün gelişmiş toplumlarda şu anda terör tehdidi var ve herkes teyakkuz halinde. Yani bunu hiçbir şekilde göz ardı etmemek lazım. Yani şöyle bir psikolojiye girmek doğru değil, bu saldırı Türkiye'yi Suriye yapmaz, bu saldırı işte aynen 11 Eylül'de New York'ta olduğu gibi ya da daha sonra Londra'da, Madrid'de, Paris'te olduğu gibi gelişmiş bir ülkeye, demokratik bir ülkeye yapılan bir saldırı mahiyetindedir" dedi.

- "Arap Baharı'ndan çok önce biz canlı bombalarla tanıştık"

Başbakan Davutoğlu, bir gazetecinin, "O ülkelerden bir farkımız yok mu, sonuçta Türkiye üç örgüte karşı aktif savaş halinde yani PKK'ya, IŞİD'e, içeride DHPC'ye, şimdi biraz daha aktüel ve daha yakın bir tehditle karşı karşıyayız" ifadeleri üzerine ise şunları kaydetti:

"Sanki Türkiye'nin takip ettiği dış politika sebebiyle Ortadoğu'ya şey olması sebebiyle bu canlı bombalar tecrübesi, halbuki daha önce çok daha önce Anafartalar'da, birçok yerde PKK canlı bomba eylemi kullandı. Yani Ortadoğu'da Arap Baharı'ndan çok önce biz canlı bombalarla tanıştık Türkiye olarak. Dünyanın her yerinde bu tür eylemler oldu. Yani Türkiye hangi ülke kategorilerinde değerlendirdiğiniz anlamında söylüyorum, yoksa tabii ki Türkiye'nin onlara göre çok daha geniş bir risk alanı var. Çünkü onların hiçbiri çatışma bölgelerine komşu değil o ülkelerin. Ama siz kendi ülkenizi böyle bir şeyle, hani sanki iç çatışma yaşayan bir ülke gibi algıladığınızda sıkıntı var. Yoksa burada yani alınacak tedbirlere gelerek sorunuz itibarıyla söylüyorum, bazen rutin dışına çıkan eylemler oluyor."

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ankara'daki terör saldırısına ilişkin, "Şimdi buradaki saldırıda (DEAŞ, PKK, DHKP/C) bu üç örgüt de bizim için anında potansiyel bir suç odağı olarak görülüyor ve ilk andan itibaren olayın oluş yöntemi ve baktığımızda genel trendine DEAŞ'ı birinci öncelik olarak aldık ve araştırılıyor" dedi.

Davutoğlu, bir gazetecinin "Ankara'da yaşanan bombalama olayına baktığımızda daha öncesinde Diyarbakır'da yaşanmış patlama var. Sonrasında Suruç'ta benzer bir düzenek hatta bazı yorumcular, 'ikiz saldırılar' diyorlar. Sonrasında Ankara'da yaşanan saldırı" şeklindeki sözleri üzerine, "Şimdi bunu bazı hususları daha soruşturma sürdüğü için kayıtlı olarak söylüyorum, detaya girmeden söylüyorum, bazı genel istihbaratlar var, bu istihbaratlarla ilgili özellikle DEAŞ'ın PKK'nın Kuzey Irak'ta bazı timleri, 'ölümsüzler' adı verdikleri timleri hazırladıklarını, DHKP/C'nin Kandil'de eğitilen birtakım militanları olduğunu biliyoruz. Birçok istihbarat elimizde, noktasal olarak bu istihbaratların, yani bu tür tehditlerin nerelerde olacağı ve nerede gündeme geleceği konusunda" diye konuştu.

Türkiye'de bir seçim kampanyası yürütüldüğünü, sadece Ankara'da barış mitingi değil partilerin onlarca miting yaptıklarını anlatan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Bu mitingde saldırı olmasaydı ben Kayseri'de miting yapıyor olacaktım. Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Bahçeli, Demirtaş belki de bir yerlerde olacaktı. Şu anda Türkiye'de zaten kitlelerin yoğun olarak bir araya geldiği onlarca, belki yüzlerce faaliyet var. Kimisi liderlerin katıldığı, kimisi diğer yetkililerin katıldığı, il bazında yapılan toplantılar. Yani şu anda Türkiye'nin bu anlamda riske açık, geniş faaliyet alanı var. Her birinde tedbir alınması gerekiyor. Bu, şunu ortadan kaldırmıyor, açık söylüyorum, zaaf ve ihmal nerede varsa gerekli değerlendirmeler yapılıyor, atılması gereken adımlar atılır."

Ankara'daki terör saldırısıyla ilgili "Birinci aşama yarayı sarmak. Biz şimdi onunla meşgulüz" diyen Davutoğlu, şunları ifade etti:

"İkinci aşama mutlaka bu bütün yönleriyle masaya yatırılıp, Türkiye'nin benzer olaylarda risklerle karşılaşmaması için ne tedbirleri alınması gerektiği ele alınır. Mesela benim ilk anda sorduğum soru ki, mutlaka mitingi organize edenlerle emniyet birimlerinin oturup konuşmaları gerekir. Çünkü nihayet organize edenlerin buna uyum sağlamaları lazım. Miting meydanı, Sıhhiye. Sıhhiye'nin etrafından tedbir alınıyor fakat Sıhhiye'ye gelecek gruplar ayrıca Gar'ın önünde toplanıyor. Orada 7-8 bin kişi toplandı, orada da bir miting alanı tedbiri alınması gerekiyor. Ya orayı miting alanı ilan etmek lazım, parçası olarak görmek lazım ya da grupların orada da toplanmaması lazım. Herkesin bireysel olarak gelip miting meydanında toplanması lazım. Şimdi teröristler genellikle rutin dışı eylemler, kastettiğim o, Diyarbakır'daki durum da farklıydı. Suruç'ta da miting alanında bir şey var.

Bu sefer miting alanında benzer olay olmaması için barikatlarla ayılmış ve her türlü tedbir, insani arama ve teknik arama yapılmış. Teknik aramadan kasıt orada bir bomba var mı, sabahtan itibaren sürekli araştırılıyor. Burada da teknik arama her yerde yapılmış, Gar'ın önünde de yapılmış, bomba yok. İnsani arama ise miting alanında yapılıyor. Şimdi burada mesela miting organizatörlerinin, emniyetin, 'miting alanı neresidir' diye mutabık kalması ve o mutabık kalındıktan sonra o alan dışında kimsenin toplanmaması lazım. Herkesin bireysel olarak o alana gitmesi lazım. Şimdi burada bir alan var, Sıhhiye ama Gar'da da 7-8 bin kişi toplanmışsa orası açık yara gibi gözüken bir şey halini alıyor. Ne oluyor, orada insani arama yapılmadığı için iki canlı bomba oraya sızabiliyor. Miting meydanına sızamıyor, Diyarbakır'da olduğu gibi."

- "Üç gündür hepimiz travma ve büyük bir acı yaşıyoruz"

Davutoğlu, gazetecinin, "Canlı bombada da bomba araması çok fayda sağlamayacaktır. Zira canlı bomba gelip patlattığında arama bile olsa zayiat verecektir" sözleri üzerine, şöyle konuştu:

"Zayiat bakımından düşünün, canlı bomba, kendisinin canını feda ettiği için, kendisini düşünmediği için en fazla insanı öldürmeye çalışır. Nerede insan birikmişse orada patlatır kendini. Bunlar normal, rasyonel insanlar değil, 'az insana zarar vereyim' demiyor. Bireysel olarak gelen bir yerde, Allah muhafaza benzer saldırı olduğunda 3-5 kişi vefat edecekken, burada 100'e yakın, 97 canımızı kaybettik. Bunlar, hep yani rutini, bir kere terörist bildiği zaman rutin dışı şeye yönelebiliyor. Onun için mümkün olduğu kadar bu rutini değiştirmek, organizatörlerle birlikte ama tek başına emniyetin alacağı bir şey değil bu. Emniyet dese ki 'ben sizi şurada istiyorum', bu sefer de organizatörler, 'yürüyüşümüz engellenmek isteniyor' yaklaşımı içine girebilir. Onun için birlikte anlaşıp oranın güvenliği için alınacak tedbirleri hep beraber konuşmak lazım. Nihayetinde böyle bir olay olduğunda hepimiz zarar görüyoruz. Gerçekten üç gündür ciddi bir, hepimiz travma ve büyük bir acı yaşıyoruz."

Saldırıda yaralananları tedavi gördükleri hastanede ziyaret ettiğini anımsatan Davutoğlu, "Bunlar hangi düşüncede olursa olsun bir gün önce en ağır eleştiriyi yapmış olsalar bile bizim canımız. Her biri, ben onun babasının annesinin yerine kendimi koyarım, bizim evlatlarımızdan onların farkı yok ya da büyükse bizim büyüklerimizden farkı yok. Bu anlamda hepimiz ortak bir bilinçle karşılamamız lazım. O zaman terörü yenebiliriz. O zaman teröre darbe vurabiliriz. Ama her birimiz olayı kendi perspektifinden, bir yerinden tutarak yorumlamaya kalkarsak, hele hele son derece fırsatçı şekilde 'ya bundan nasıl istifade edebilirim, seçim yaklaşıyor nasıl istismar edebilirim' dediğimiz anda işte terör orada en büyük karını, kazancını yapar" değerlendirmesinde bulundu.

-"Bize her an saldıracakmış gibi üç örgütü de takip ediyoruz"

"İlk yaptığınız açıklamada olası failleri ifade ederek, çok geniş yelpaze ifade ettiniz. PKK'yı saydınız, DHKP/C, MLKP, DAEŞ dediniz, faillerle ilgili soruşturma sürüyor, soruşturmanın selameti bakımından çok net açıklamalar yapmayacaksınız ama failler noktasında daha çok IŞİD'e doğru bir evrilme olduğu yolunda kamuoyunda bir bilgi paylaşımı var. Nedir ve bunun arka planında ne görüyorsunuz? Yani ne olabilir? Bir konsorsiyum olabilir mi yoksa sadece IŞİD'in işi midir, PKK var mıdır" şeklindeki soruyu yanıtlayan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"23 Temmuz'da yani, 20-23 Temmuz arası 3 gün içinde IŞİD artık DEAŞ ile herhalde aynı olduğunu herkes anlıyor, DEAŞ, DHKP/C ve PKK'nın Türkiye'yi aynı anda hedef alması dolayısıyla biz bütün güvenlik birimlerimize bu üç örgütün Türkiye'deki faaliyetlerini kontrol altına almak ve engellemek, tabi her şeyden önce müzahir unsurların da mutlaka bir şekilde denetim altında tutmak konusunda talimat verdik. O gece sadece 768 kişi, birçoğu IŞİD, DEAŞ elemanı olan, gözaltına alındı. Tabi Türkiye demokratik hukuk devleti. Bir uyuyan hücre varsa, bir yerde şöyle davranamayız, Suriye ve başka ülkelerde olduğu gibi 'bunların hepsini toplayın, bir yere atın, hiç kimse de görmesin.' Nihayet onlar toplumun içinde yaşayan insanlar, kandırılmış olabilirler vesaire ama hukukla davranmak zorundasınız. O zaman onu biliyorsunuz ama sürekli takibat altında tutmak durumda kalıyorsunuz veya gözaltına aldınız, birkaç gün sonra tekrar bu uyuyan hücreler kendilerini saklayabiliyorlar. IŞİD elemanı ise sakalını kesiyor, son derece farklı görünüm içine girebiliyor. Şimdi hayat tarzını değiştiriyor. Bu çok kapsamlı bir mücadele alanı.

Bu üç şey de bize her an saldıracakmış gibi bu üç örgütü de takip ediyoruz. O günden bugüne. Tabi dün bir saldırı olduğu için bunun acısıyla dünkü saldırıyı biliyoruz. Ama ondan 3 gün önce, 4 gün önce İstanbul'da bir canlı bomba hazırlığı içinde olan bir timin birinin yakalandığını kimse bilmiyor. Çünkü o sırada o yakalanmış, engellenmiş ve takibi yapılmış oluyor. Yine birkaç gün önce Ankara'da benzer şekilde bir üst düzey bürokrasi, saldırı anlamında kimseyi telaşlandırmak için detaylarını vermiyoruz, böyle bir canlı bomba türü eylemin gece yakalanarak durdurulduğunu kimse bilmiyor. O günden bugüne benzer onlarca eylem gerek istihbari gerek emniyet tedbirleri bağlamında engellendi."

- "DEAŞ'ı birinci öncelik olarak aldık"

"Şimdi buradaki saldırıda da bu üç örgütte bizim için anında potansiyel bir suç odağı olarak görülüyor ve en büyük, ilk andan itibaren olayın oluş yöntemi ve baktığımızda genel trendine DEAŞ'ı birinci öncelik olarak aldık ve araştırılıyor" diyen Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Ama bir taraftan da bir dönemdir dediğim gibi kendilerine 'ölümsüzler' adı verilen birtakım timlerin PKK tarafından böyle eylemleri yapmak üzere Türkiye'ye gönderildiğini, bunların bazılarının takip edildiğini biliyoruz. Bunlar bizim elimizdeki bilgilerle mahfuz. DHKP/C'nin daha önce yaptığı çok eylem var. Şu ana kadar yürütülen soruşturmanın detayını veremem. Gelen istihbaratlar var."

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ankara'daki terör saldırısına ilişkin, "İki canlı bombanın, nasıl o meydana gelmiş, bombayı nasıl taşımış olabilecekleriyle ilgili bir tespite ulaşıldı. Bir isme çok yaklaşıldı. Yaklaşılan isim bir örgütü işaret ediyor" dedi.

Ankara'daki terör saldırısına ilişkin soru üzerine Başbakan Davutoğlu, "Detayını veremeyeceğim şekilde, iki canlı bombanın profilinin yani nasıl o meydana gelmiş olabilecekleriyle veya bombayı nasıl taşımış olabilecekleriyle ilgili bir tespite de ulaşıldı" diye konuştu.

"İsimlere ulaştınız mı?" sorusuna, "Bir isme çok yaklaşıldı" yanıtını veren Davutoğlu, "O isim bir örgüte işaret ediyor mu?" denilmesi üzerine "Ediyor" diye konuştu.

Saldırıyla ilgili kamera kayıtlarını izleyip izlemediği sorulan Davutoğlu, "Birçok şeyi emniyet sundu. Onları detaylı olarak biliyoruz, nasıl olduğunu, olayın seyri bağlamında. Ama şimdi vereceğimiz her bilgi bir soruşturmanın selametini etkileyebilecek şeyler" ifadesini kullandı.

"İzlediklerinizde 'önlem alınabilirdi' duygusu var mı?" diye sorulan Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"İlk anda sorduğum, söylediğim şey, bundan sonra rutin güvenlik tedbiri olmayacak. Çünkü rutin olduğu, şu şekilde davranıldığı bilindiğinde terörist ona göre ayarlanıyor. Yani gördüğüm algı itibarıyla niye burayı, burayı da miting alanı kabul et. O zaman organizatörler buna itiraz ediyor, oradan oraya yürümek istiyorlar. O zaman oturup onlarla konuşacaksınız. Bunları hep tek tek kendi içimizde samimi şekilde, ben bu tür konularda ve diğer şeylerde detaya kadar inip bir şekilde tabloyu, resmi görmek ilkesine sadık kalırım."

- "Getirdiği ek yükler, ek riskler de var"

Terör örgütlerinden bu tür eylemlere yönelik tehditler olduğu belirtilerek, "Daha agresif önleyici tedbir neden düşünülmedi?" sorusuna Başbakan Davutoğlu, "Rutin dışı önleyici tedbirin çok uygulandığı yerler var" yanıtını verdi.

Davutoğlu bunları demokratik hukuk kuralları içinde uyguladıklarını vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Biliyorsunuz bu, bir eylem hazırlığı içinde ama bunu gerçek bir eyleme dönüştürmedikçe veya elinizde o eylemin olabileceğine dair bir veri olmadıkça tutuklayamazsınız. Türkiye, demokratik bir hukuk devleti. Dese ki savcı, 'Elinde ne delil var'. Bir saat sonra da serbest bırakılabiliyor. Bunda kimse hukuku da suçlayamaz çünkü Türkiye sebepsiz yere insanların tutuklanabileceği bir ülke değil. Ama bunun dışında engellenen birkaç örnek verdim. Şunu da ifade edeyim, özellikle PKK bağlamında, son derece başarılı bir terör operasyonu yürütülüyor, doğuda, güneydoğuda. Bunun getirdiği ek yükler, ek riskler de var. Yani birçok terör odağı olabilecek unsurlar, şu anda tasfiye edildi ya da gözaltına alındı. Aynı şekilde DEAŞ. Dikkat edin 23 Temmuz'dan bu yana yürütülen yoğun çabalar, mücadeleler içinde en önemli kadrolar bir şekilde ya tutuklandı ya irtibatları koparıldı, bunlar yapıldı. Ama meydanda bir büyük mitingde alınacak tedbirler bağlamında bütün bunlardan çıkartılacak dersler ve ayrıca da mutlaka alınması gereken tedbirler var. Rutin dışına çıktığınız zaman o rutin dışının da bir sınırı var demokratik, hukuk devleti içinde."

- "Bütün bomba aramaları, taramaları yapılıyor"

Davutoğlu, sebepsiz yere birinin alınıp tutulamayacağını, bunun hukuki bir süreci olduğunu hatırlatarak, "Türkiye'de intihar eylemi yapabilecek kişilerin belli bir listesi, şeyi dahi var. Takip ediyorsunuz ama bunun öyle bir eylemi gerçekleştirme anına kadar hukuk devleti olarak onu DHKP-C bağlamında birçok şey isimler, biliyorsunuz daha önceki bazı eylemciler, önceden de biliniyordu. Şey yaptığınızda bu sefer başka bir protestoyla karşılaşıyorsunuz. Dolayısıyla çok dikkatli, titiz yürütülmesi gereken bir mücadele, demokratik hak ve özgürlüklerden feragat etmeden yürütülmesi gereken bir mücadele" ifadelerini kullandı.

Bunu zor bir mücadele olarak nitelendiren Davutoğlu, özellikle son dönemde hafta sonları yurdun birçok yerinde onlarca mitingin yapıldığını belirterek, şunları kaydetti:

"Her birisi için aldığınız tedbiri getiriyorsunuz fakat bin kişinin yürüdüğü bir şeyin içinde bir tek kişi miting meydanına gelmedikçe arandığı zaman da 'Ben daha miting meydanına gelmedim' diyebiliyor. Şimdi burada Ankara Garı'nda toplanmayı veya başka bir yerde toplanıp İstanbul'da veya başka bir yerde, büyük kalabalıklar halinde miting meydanına gelmeyi engellemek lazım ya da orada toplanacaklarsa oranın da miting meydanı gibi görülüp orada tedbir alınması lazım."

Yürüyüşlerde belli bir güzergahın kullanılarak alana gidildiği belirtilmesi üzerine Başbakan Davutoğlu, "Şu anda da o güzergahta ve Ankara Garı'nın etrafında, onun için ilk bilgi verildiğinde, 'Buraları aradınız mı' dedim. Bütün bomba aramaları, taramaları yapılıyor. Yok bomba. Oralarda bir bomba veya bir tehdit bırakılmıyor. Ama ne oluyor? Grubun içinde, 8 bin kişinin içine bir kişi girmiş oluyor canlı bomba olarak. Zaten zorluğu orada" dedi.

- "Gece 04.30'da birisi Ankara'da yakalandı"

"O kişinin bomba düzeneğini üzerine geçirmeden bir şekilde yakalanması gerekiyor" sözleri üzerine Davutoğlu, "O zaman da o güzergahın dışında bir barikat kurması gerekiyor. O güzergahın dışında kurulan barikat da şehrin önemli bir kısmını kapsayabilir" görüşünü paylaştı.

"Belki istihbarat çalışmalarıyla önüne geçilebilir, evinde yakalanması gibi" önerisine de Davutoğlu, şu karşılığı verdi:

"Evinde yakalananları söylüyorum. Bundan 3-4 gün önce gece 04.30'da birisi Ankara'da yakalandı. Biz onu başka bir eyleme müteallik olarak düşündük ama aynı böyle bir eylemi de gerçekleştirebilirdi. Dolayısıyla çok sayıda potansiyel suçlunun olabileceği bir tabloda mutlaka alınması gereken ek tedbirler var, bunları almak durumundayız."

Diyarbakır ve Suruç'taki patlamalarla ilgili arka planların, bunların arkasında kimlerin olduğunun ortaya çıkarılmamasına yönelik eleştirilerin olduğunun belirtilmesi üzerine Başbakan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Arka planındaki odaklar itibarıyla bakıldığında ya DEAŞ'tır, yeri belli işte Diyarbakır ve Suruç eyleminde, Suruç'ta olduktan üç gün sonra DEAŞ'ın sınırlardaki bütün mevzilerini bombaladık ya PKK'dır, Ceylanpınar olayında olduğu gibi, ona dönük eylemler yapıldı. Yani o bağlantıları, o networkü bütünüyle çıkarmak için çaba sarf ediliyor ve arkasındaki odak da ya hukuken adalet önüne çıkartılıyor ya da fiili olarak sınır ötesiyse cezalandırılıyor. Yani bazen de bunlar şöyle oluyor: Mesela teknik takiple yakalanıyorsa terörist, teknik takipten kaçmak için 3-4 ay hiçbir cihaz kullanmıyor. Öylesine birkaç vaka var ki son derece profesyonel. 'Uyuyan hücre' dediğimiz şey. 3-4 ay kendisini güvenlik birimlerine ele verecek, takip ettirecek hiçbir şey kullanmıyor ne telefon, ne internet, ne akrabaları ne eşleri ne dostları ile irtibata giriyor. Hiçbir şeyle irtibata girmiyor. Ona 3 ay, 5 ay, 1 yıl bazen daha uzun bir süre sonra bir haber geliyor 'Şurada şunu yapacaksın'. O irtibatı yakaladığınız yerde durdurabiliyorsunuz. Ankara'da 3-4 gün önce dediğim olayda olduğu gibi. Yakalamadığınız zaman o kişi kendisi dahi kimden nasıl talimat aldığını yakalasanız dahi bilmiyor. Bir tek şey üzerinden yürüyor bunlar. Yani teknolojinin bu derece geliştiği ortamlarda güvenlik güçleri bu teknolojiyi ne kadar etkin kullanıyorsa teröristler de aynı etkinlikte ve bazen daha fazla etkinlikte çünkü bir takım illegal yolları da bu teknoloji içinde kullanabildikleri için kapasitelerini daha fazla kullanabiliyorlar."

İstihbaratın çok farklı bir şey olduğunu, birçok tehlikeyi engellemesine karşılık "bir gol yediğinde" onun fark edildiğini söyleyen Davutoğlu, "Ama o arada yapılan onlarca, yüzlerce istihbari çalışmada alınan olumlu neticeleri görülmez. Çünkü o kamuoyu onu bilmez dahi. Bir olay olmadıkça bilinmez bunlar" dedi.

Şu ana kadar faili meçhul şeklinde kalmış bir saldırının olmadığını vurgulayan Başbakan Davutoğlu, "Bu bir başarı. Şimdi bile 48 saat içinde önemli veriler elde edildi. Yani daha önceki dönemlerdeki birçok saldırı faili meçhul olarak kalmıştı. Kim yaptı, ne yaptı gibi. Şimdi daha kısa sürede daha doğrudan neticeye ulaşabilecek bir kapasite var" diye konuştu.

-AA-