Ticaret anlaşmalarının yüzde 58'inde iklim işbirliği var
-
Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü'nün incelediği 71 ticaret ve ekonomik iş birliği anlaşması, kritik minerallerden yenilenebilir enerjiye kadar yeşil dönüşüm başlıklarının ticaret diplomasisinde öne çıktığını gösterdi. Metni yayımlanan anlaşmaların yüzde 58'inde iklim, yüzde 54'ünde kritik minerallerle ilgili hükümler yer aldı.
İRFAN DONAT
Ticaret anlaşmalarının kapsamı gümrük vergileri ve pazar erişiminin ötesine geçiyor. Enerji güvenliği, kritik mineraller, ormansızlaşma ve emisyon azaltımı son dönemde imzalanan anlaşmaların temel başlıkları arasına giriyor.
Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü’nün (IISD) hazırladığı “Mapping the Green Transition in Recent Economic Agreements” başlıklı çalışma, ticaret anlaşmalarındaki bu değişimi ortaya koydu.
IISD’nin Ticaret ve İklim İzleyicisi kapsamında 1 Ocak 2025 ile 30 Haziran 2026 arasında imzalanan 71 ticaret ve ekonomik iş birliği anlaşması incelendi. Bu anlaşmalar 66 hükümeti kapsadı. Anlaşmaların 46’sının kamuya açık metinleri analiz edildi.
Analiz edilen anlaşmaların yüzde 58’inde iklim işbirliğinden açıkça bahsediliyor. Metinlerin yüzde 40’ında emisyon azaltımı için işbirliği vurgulanırken, yarısından fazlasında ise ormansızlaşmayla ilgili hükümler bulunuyor.
REKLAM
REKLAM
Analiz edilen anlaşmaların yüzde 58’inde iklim işbirliğinden açıkça bahsediliyor. Metinlerin yüzde 40’ında emisyon azaltımı için işbirliği vurgulanıyor; yarısından fazlasında ise ormansızlaşmayla ilgili hükümler bulunuyor. Metinlerin yüzde 67’sinde, enerji verimliliği ve elektrik şebekeleri gibi altyapı dahil olmak üzere, enerji işbirliğine dair hükümler var.
Anlaşmaların yüzde 36’sında, yenilenebilir enerjiye dair hükümler yer alıyor. IISD’ye göre yenilenebilir enerji, son dönemdeki ticaret anlaşmaları için bir birleştirici unsur olarak öne çıkıyor.
Kritik hammaddeler, öncelikli bir konu olarak öne çıkıyor. Anlaşmaların yüzde 53’ü, bu konuyu kapsıyor. Bazı anlaşmalar, bu madenlere erişimi güvence altına almaya odaklanırken, diğerleri ise tedarik zinciri güvenliği ittifaklarının geliştirilmesine odaklanıyor.
IISD’ye göre bu eğilim, yalnızca iklim politikalarında iddialı ülkelerle sınırlı değil; farklı ekonomik ve siyasi önceliklere sahip hükümetlerin imzaladığı anlaşmalarda da görülüyor.
IISD’nin Ticaret ve Sürdürülebilir Kalkınma Direktörü Alice Tipping, ‘‘Hükümetler, 21. yüzyılda büyümenin ve kalkınmanın, düşük karbonlu ve iklime dayanıklı ekonomilere dayalı olacağının farkında. Tracker, bu dönüşümü görünür hale getiriyor ve ülkelerin, geleceğin küresel yeşil pazarlarını oluşturmak için ekonomik anlaşmaları nasıl kullandığını görmemizi sağlıyor’’ dedi.