Erdoğan: Enerji arz güvenliği egemenlik ve milli güvenlik meselesidir
-
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Rusya-Ukrayna savaşı ile Hürmüz'ün kapanması bize şunu öğretmiştir; enerji arz güvenliğinin sağlanması sadece bir kalkınma meselesi değil, aynı zamanda bir egemenlik ve milli güvenlik meselesidir" dedi.
Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni'ne katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin, bölgesinin enerji merkezi ve kavşak noktası olma vasfının giderek güçlendiğini söyledi.
Önceki hafta kendi alanında uzman ve seçkin isimlerin bir araya geldiği İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'nin (İNRES) ikincisini düzenlediklerini hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İNRES 2026, enerji, madencilik, kritik mineraller ile hidrokarbon alanlarında güncel meselelerin ele alınmasına vesile oldu. Türkiye'nin bilhassa güncel gelişmeler ışığında enerji alanında bölgesinin sıklet merkezi olduğu çok net biçimde görülüyor. Gerek son dönemde uluslararası basında yayımlanan makaleler gerekse enerji sektörünü çok iyi bilen isimler, ülkemizin günden güne artan stratejik değerine vurgu yapıyor. 28 Şubat'ta başlayan ve henüz çözülemeyen İran merkezli kriz, Türkiye'nin küresel enerji tedarikindeki kritik rolünü perçinlemiştir. Olumsuz etkilerini halen hissettiğimiz ve bir süre daha hissedeceğimiz İran savaşının ilk günlerinden itibaren neler yaşandığını hep beraber takip ettik.
Körfez ülkelerinin açık denizlere açılan kapısı olan Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasıyla birlikte Uluslararası Enerji Ajansı'nın tanımına göre tarihin en büyük petrol arz kesintisi yaşandı. Boğazın kapatılması, küresel petrolün yaklaşık yüzde 25'inin, sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin ise yüzde 20'sinin devre dışı kalmasına yol açtı. 60 dolar civarında seyreden petrol varil fiyatları iki katına kadar yükseldi."
"Dünyada enflasyonlar artmaya başladı"
Erdoğan, aynı sarsıcı rakamlarla LNG fiyatlarının yanı sıra gübre, plastik dahil petrol türevi olan bütün ürünlerde karşılaştıklarını dile getirdi.
Bunun üzerine kimi ülkelerin enerji tüketimlerini düşürmek için koronavirüs salgını günlerinden hatırladıkları çeşitli kısıtlamaları devreye aldığını anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Okullar tatil edildi, özel araçların trafiğe çıkışına sınırlamalar getirildi. Uçak seferlerinde ciddi sayıda iptaller oldu. Petrol istasyonlarının önünde uzun kuyruklar oluştu. Petrol ve doğal gaz bazlı ürünlerin fiyatlarıyla eş zamanlı olarak dünyada enflasyonlar artmaya başladı. Birkaç ay öncesine kadar küresel ekonomide toparlanma beklenirken Hürmüz krizi uzadıkça bugün pek çok ülke kendini resesyona hazırlıyor. Bunlara iş gücü piyasasından turizme, sanayiden tarıma uzanan geniş bir yelpazedeki etkilerini dahil ettiğimizde enerji tedariki meselesinin ne kadar hayati önemde olduğu çok net biçimde ortaya çıkmıştır. Rusya-Ukrayna savaşı ile Hürmüz'ün kapanması bize şunu öğretmiştir; enerji arz güvenliğinin sağlanması sadece bir kalkınma meselesi değil, aynı zamanda bir egemenlik ve milli güvenlik meselesidir."
"Enerji talebinin daha da artacağını çok iyi biliyoruz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu krizin hatırlattığı bir diğer hususun da fosil yakıtlar dışındaki alternatif enerji kaynaklarına yönelik yatırımların önemi olduğunu vurguladı.
Sanayileşme, şehirleşme, nüfus ve teknoloji kullanımı arttıkça enerjiye olan ihtiyacın yükseldiğine dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:
"Enerji talebinin gelecekte daha da artacağını hepimiz çok iyi biliyoruz. Sadece yapay zeka odaklı veri merkezlerinin elektrik tüketiminin gelecek 5 yılda iki katına çıkacağı öngörülüyor. Türkiye olarak hızla gelişen diğer tüm ülkeler gibi bizim enerji talebimiz de yıldan yıla yükselmektedir. Son 20 yılda ülkemizin enerji ihtiyacı iki katına çıkmıştır. 2025 yılında elektrik tüketimimiz önceki yıla kıyasla yüzde 2,1 oranında artmıştır. Elektrik talebimizin 2035 yılına kadar en az yüzde 50 oranında artmasını bekliyoruz. Şu an enerji arzımızda ithal kaynakların payı yüzde 57 civarındadır. Her yıl değişmekle birlikte enerjide 60 ila 100 milyar dolar arasında bir ithalat faturamız var.
Burada şunu özellikle dikkatinize getirmek istiyorum, Türkiye, dünyanın 16'ncı, Avrupa'nın da 6'ncı büyük ekonomisidir. Biz aynı zamanda son 23 yılda ortalama yüzde 5,3 büyüyen bir ülkeyiz. Pazartesi günü 2026 yılının ilk çeyreğine dair büyüme rakamları açıklandı. Türkiye ekonomisi bu yılın ilk çeyreğinde, önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,5 oranında büyüme kaydetti. Böylece ekonomimiz, karşılaştığı şoklara rağmen 23 çeyrektir büyümesini sürdürmüş oldu. İnşallah bu ivmeyi 2026'da da devam ettirmek istiyoruz. Bu, daha fazla enerji tüketeceğimiz anlamına geliyor."
"Türkiye'nin önceliklerinin en başında enerjide dışa bağımlılığı azaltmak geliyor"
Erdoğan, Türkiye'nin önceliklerinin en başında enerjide dışa bağımlılığı azaltmak ve kendi kaynaklarından azami derecede istifade etmek bulunduğunu belirtti.
Milli enerji ve maden politikası ile daha çok yerli, daha çok yenilenebilir stratejinin hedefinin enerjide dışa bağımlılığı sıfırlamak olduğunu ifade eden Erdoğan, "Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, verimliliğin artırılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesine büyük önem veriyoruz." diye konuştu.
Halihazırda Türkiye'nin yenilenebilir enerji kurulu gücü bakımından Avrupa'da 5'inci, dünyada 11'inci sırada olduğuna işaret eden Erdoğan, 2020-2035 yıllarını kapsayan Türkiye Ulusal Enerji Planı'yla çok daha iyi yerlere gelmenin çabası içinde olunduğunu söyledi.
Buna göre, 2025 yılı sonu itibarıyla 40 bin megavat olan güneş ve rüzgar kurulu gücünü 2035 yılında 120 bin megavata çıkarmayı hedeflediklerini dile getiren Erdoğan, bu hedefe ulaşmak için toplam 80 milyar dolarlık yatırım yapacaklarını kaydetti.
Erdoğan, ayrıca rüzgar ve güneş kurulu gücünün sisteme entegrasyonu için yeşil iletim altyapısı inşa edeceklerini belirtti.
Yine aynı dönemde 5 bin megavatlık deniz üstü rüzgar kapasitesi oluşturma niyetinde olduklarına dikkati çeken Erdoğan, "Son 20 yılda yenilenebilir enerji alanında katettiğimiz mesafe, bu hedefleri gerçekleştirme noktasında bizlere güven veriyor. 2025 yılında toplam kurulu gücümüz 38 bin 820 megavattı. Yenilenebilir enerjinin bundaki payı ise yüzde 33'ün biraz üzerindeydi. Kurulu güç içerisinde güneş enerjimiz yoktu. Nisan sonunda ülkemizin kurulu gücü 125 bin 410 megavata yükselirken yenilenebilir enerji kapasitesinin payı da yüzde 62,5'e çıktı. Bir diğer çarpıcı rakam şudur, Türkiye'nin kurulu gücünün 26 bin 770 megavatı bugün güneş enerjisinden geliyor." diye konuştu.
"Türkiye'nin kaynaklarını milletimiz için kullanmaya devam edeceğiz"
Elektrik üretiminde ise benzer bir başarıya imzayı attıklarını anımsatan Erdoğan, 2005 yılında toplam elektrik enerji üretiminin 162 bin gigavat saatken yenilenebilir kaynakların bundaki payının sadece yüzde 24 olduğunu belirtti.
Erdoğan, 2025 yılı sonu itibarıyla elektrik enerjisi üretiminin 363 bin gigavat saate, yenilenebilir kaynakların üretimdeki payının ise yüzde 43,3'e ulaştığını kaydetti. Bunların Türkiye adına gurur verici oranlar olduğunun altını çizen Erdoğan, fakat Türkiye'nin gerçek potansiyelinin bunun çok çok üstünde olduğunu ifade etti.
Erdoğan, Türkiye'nin, 140 bin megavat rüzgar enerjisi potansiyeline, 53 bin megavat yüzer güneş enerjisi potansiyeline, yıllık 3,9 milyon ton eş değer petrol biyokütle potansiyeline, 4 bin 500 megavat gücünde jeotermal tesisi kurulabilecek potansiyele, yıllık 180 milyar kilovatsaat hidroelektrik potansiyeline sahip olduğunu değerlendirdiklerini söyledi.