Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Görüş Dr. Soner Canko Uluslararası ödeme yöntemleri neden Türkiye'de yok?

Uluslararası ödeme yöntemleri neden Türkiye'de yok?

06 Ağustos 2026, 10:35 Güncelleme :

Son on yıl içerisinde bana en sık yöneltilen sorulardan biri bu oldu. Yakın çevremden, dijital medya kanallarından ve eski yazılarım üzerinden gelen soruların başında uluslararası ödeme yöntemleri geliyor.

Bu sürede Apple Pay, Google Pay, PayPal ve AliPay dünyanın çok daha geniş bir coğrafyasına yayıldı. Dijital cüzdanlar ödeme dünyasının olağan bir parçası haline geldi. Temassız ödemeler hızla büyüdü. Telefonlar önemli bir ödeme aracına dönüştü.

Türkiye’de ise FAST, TR Karekod, açık bankacılık ve yeni dijital cüzdanlar hayatımıza girdi. Lisanslı ödeme ve elektronik para kuruluşlarının sayısı arttı, faaliyet alanları genişledi. TROY kart sayısı ve işlem hacimleri büyüdü. Özetle çok şey değişti ama bana gelen soru değişmedi: Uluslararası ödeme yöntemleri neden Türkiyede yok?

Hukuki Düzenlemeler

Son on yılda Türkiye’de ödeme hizmetlerine ilişkin düzenleyici yapı önemli ölçüde gelişti. Ödeme ve elektronik para kuruluşlarının faaliyetlerinden açık bankacılığa, dijital cüzdanlardan karekod standartlarına kadar çok daha kapsamlı bir mevzuat oluştu.

FAST 2021 yılında kullanıma girdi. Ardından Kolay Adres, Ödeme İste ve TR Karekod gibi hizmetlerle ödeme altyapısı genişledi. Açık bankacılık servisleri devreye alındı. Dijital cüzdan hizmetlerinin kapsamı ve sunulma koşulları düzenlendi.

Kısaca Türkiye, hem daha fazla oyuncunun bulunduğu hem de kuralların daha ayrıntılı tanımlandığı bir ödeme pazarına sahip olmasına rağmen uluslararası ödeme yöntemleri açısından temel mesele ortadan kalkmış değil.

Türkiye’de ödeme hizmeti sunmak isteyen küresel şirketlerin yerel mevzuata, lisanslama koşullarına, veri ve operasyon gerekliliklerine uyum sağlamaları gerekiyor. Küresel bir ürünün yalnızca teknolojisini Türkiye’ye açmak yeterli değil; Türkiye’deki finansal sistemin kuralları içinde faaliyet gösterecek yapının da kurulması gerekiyor.

Dolayısıyla hukuki düzenlemeler başlığı geçmişte olduğu gibi bugün de önemini koruyor. Üstelik artık daha olgun ve ayrıntılı bir düzenleyici altyapıdan söz ediyoruz.

Rekabet

On yıl önce Türkiye oldukça gelişmiş bir kartlı ödeme pazarına sahipti. Bankalar güçlüydü. Kredi ve banka kartlarının kullanımı yaygındı. POS altyapısı gelişmişti. Temassız ödeme büyüyordu.

Aradan geçen yıllarda bu rekabet ortamı daha da güçlendi. Üstelik artık rekabet yalnızca kartlar arasında yaşanmıyor.

FAST bu dönüşümün en önemli parçalarından biri oldu. 2025 yılında FAST üzerinden 5,4 milyar işlem geçti. Günlük ortalama mesaj sayısı 14,8 milyona ulaştı. Kolay Adres sistemindeki tekil müşteri sayısı 26 milyonu buldu.

TR Karekod da giderek yaygınlaşıyor. 2025 sonunda Türkiye’deki POS’ların yüzde 90’ında TR Karekod ile kartlı ödeme yapılabilir hale gelirken, FAST TR Karekod ile ödeme yapılabilen POS oranı yüzde 41’i geçti. TROY tarafında da önemli bir ölçek değişimi yaşandı. Yerel kart şemamız çok daha güçlü bir konuma ulaştı.

Bu gelişmeler uluslararası ödeme yöntemlerinin Türkiye’ye gelmesine gerek olmadığı anlamına gelmiyor. Tam tersine rekabet açısından gelişlerini hala değerli buluyorum.

Uluslararası ödeme yöntemleri bugün Türkiye’ye geldiğinde dijital ödemeyle yeni tanışan bir tüketici kitlesi bulmayacak. Mobil bankacılığı yoğun kullanan, temassız ödemeye alışmış, saniyeler içinde para gönderebilen ve farklı ödeme seçeneklerine sahip bilinçli bir kitle ile karşılaşacak.

Uluslararası ödeme yöntemlerinin Türkiye’ye ne getireceği kadar, Türkiye’deki mevcut ödeme deneyiminin üzerine ne ekleyeceği de önemli hale geldi.

Türkiye Hala Cazip Bir Pazar mı?

Geçmişte bu soruya tereddütsüz “evet” cevabını vermiştim. Bugün cevabım yine aynı, hatta gerekçeler daha da güçlü.

Türkiye büyük ve dijital teknolojilere hızla uyum sağlayan bir nüfusa sahip. Mobil bankacılık ve temassız ödeme alışkanlığı yüksek. Kart kabul altyapısı yaygın. Bankacılık teknolojileri gelişmiş. Fintek ekosistemi çok daha geniş. Üstelik güçlü bir yerel ödeme altyapısı da var.

Bugün Türkiye aynı zamanda kendi yerel ödeme altyapılarını dış dünyaya bağlamaya başlamış bir ülke.

2025 yılında TR Karekod konusunda atılan bir adım bunun küçük ama önemli bir örneği oldu. Türkiye’de oluşturulan TR Karekodların sınır ötesindeki kuruluşların mobil uygulamalarından okutularak işyeri ödemelerinde kullanılabilmesine yönelik altyapı oluşturuldu.

Sınır ötesi ödeme sistemleriyle entegrasyon konusunda 2026 yılında önemli bir adım daha atıldı. Türkiye, Tek Euro Ödeme Alanı’na (SEPA) katılmak amacıyla Temmuz 2026’da Avrupa Ödemeler Konseyi’ne (EPC) başvuru sürecini başlattı. Sürecin tamamlanması, Türkiye ile Avrupa arasındaki euro transferlerinin daha hızlı, kolay ve düşük maliyetli hale gelmesi açısından önemli fırsatlar yaratacaktır.

Aynı dönemde Asyalı büyük ödeme çözümlerinin Türkiye’de yerel iş ortaklıkları kurmaya ve yatırım yapmaya başlaması da dikkat çekici bir başka gelişme.

Bütün bunlar ödeme sistemlerindeki yönün artık yalnızca dışarıdan içeriye olmadığını gösteriyor. Türkiye bir yandan kendi yerel ödeme altyapılarını dış dünyaya açarken, diğer yandan bölgesel ve küresel ödeme ağlarıyla daha güçlü bağlantılar kurmaya hazırlanıyor.

Sonuç

On yıl önce uluslararası ödeme yöntemlerinin Türkiye’ye gelmesinin kullanıcı deneyimini geliştireceğini, rekabeti artıracağını ve tüketicilere daha fazla seçenek sunacağını düşünüyordum. Yıllar sonra bu görüşüm değişmedi.

Türkiye’nin kendi ödeme altyapısını geliştirmiş olması, uluslararası ödeme yöntemlerinin Türkiye’de bulunmasına engel değil. Tam tersine, pazarın rekabeti ve küresel ödeme ekosistemiyle bütünleşmesi açısından hala önemli bir fırsat.

Çünkü iyi çalışan bir ödeme ekosisteminin amacı tüketiciyi güvenli ve rekabetçi seçeneklerle buluşturmaktır. Bunun yolu ise yalnızca güçlü bir yerel altyapı kurmaktan değil, o altyapıyı dünyaya güçlü biçimde bağlayabilmekten geçer.