Finans sektöründe stratejik seçimler - 3
Uzmanlaşmanın İlk Adımları
Geçen haftalarda finans sektörünün geleceğini belirleyecek yeni stratejik seçimlerden söz etmiştim. Temel iddiam şuydu: "Yeni rekabet, her işi kendi bünyesinde yapan dev kurumlar arasında değil; farklı yetkinlikleri bir araya getiren güçlü ekosistemler arasında yaşanacak."
Bu yazının yayımlanmasından sadece birkaç gün sonra, Türkiye finans sektörü bu dönüşümün dikkat çekici bir örneğine tanıklık etti.
İlk bakışta haber oldukça basitti. Büyük bir bankanın portföy yönetim şirketi, portföy yönetimi alanında uzmanlaşmış daha büyük ölçekli bir grup tarafından satın alındı. Oysa satır aralarına bakıldığında bunun klasik bir satın alma olmadığı görülüyor. Çünkü işlemin ikinci ayağında taraflar 15 yıllık stratejik bir dağıtım ortaklığı kuruyor. Biri mülkiyeti devralıyor, diğeri müşteriyle temasını sürdürüyor. Üretim ile dağıtım birbirinden ayrılıyor.
Kurulan yapı, ülkemizde finans sektöründe uzmanlaşma ve ekosistem ortaklıklarının hız kazanacağı yeni dönemin habercilerinden biri olarak dikkatimi çekti.
Finans sektörümüz uzun yıllar boyunca dikey entegrasyonu başarı olarak gördü. Banka mevduatı toplasın, krediyi versin, yatırım ürününü geliştirsin, fonu yönetsin, sigortayı satsın, ödeme sistemini işletsin... Ne kadar çok faaliyet aynı çatı altında toplanırsa o kadar güçlü olunacağı düşünüldü.
Bugün ise farklı bir döneme giriyoruz. Başarının ölçüsü artık her işi yapmak değil, hangi işi en iyi yaptığını bilmek ve o alana odaklanmaktan geçiyor.
Bir kurum dünyanın en iyi yatırım ürünlerini geliştirebilir. Başka bir kurum milyonlarca müşteriye ulaşan en güçlü dağıtım ağına sahip olabilir. Üçüncü bir oyuncu ise yapay zeka destekli yatırım danışmanlığında rakipsiz olabilir. Bunların aynı kurum içinde bulunması artık bir zorunluluk olmaktan çıkıyor.
Aslında benzer dönüşümü yıllar önce teknoloji sektöründe yaşamıştık. Apple kendi işlemcilerini tasarlıyor ama üretmiyor. Nvidia çip mimarisini geliştiriyor ancak fabrikası yok. Amazon dünyanın en büyük perakendecilerinden biri olmasına rağmen sattığı ürünlerin önemli bir kısmını kendisi üretmiyor.
Teknoloji sektöründe rekabet yıllar önce şirketler arasında olmaktan çıkıp değer zincirleri arasında yaşanmaya başladı. Finans sektörü de şimdi benzer bir eşiğe yaklaşıyor. Gelecekte finans kurumlarının değeri, sahip oldukları iştiraklerden çok kurdukları güçlü ortaklıkların başarısıyla ölçülecek.