Transit ticarete vergi avantajında 'antrepo' sorunsalı
21/05/2026 tarihinde TBMM’den geçen 7582 Sayılı Kanun ile kurumların transit ticaret faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar belirli şartların sağlanması halinde kurumlar vergisinden %95 - %100 oranlarında istisna tutuluyor. Transit ticarete tanınan istisna yeni olmayıp, daha önce İstanbul Finans Merkezinde bu faaliyetlerin yürütülmesi maksadıyla bulunan şirket ve şubelere kurum kazancının %50’si oranında uygulanıyordu.
Transit ticaret neden tekrar odak haline geldi?
Bir önceki vergi istisnası getirilirken Rusya-Ukrayna savaşının doğurduğu tahıl krizi başta olmak üzere farklı coğrafyalarda yaşanan siyasi gerilimler ülkeler için ticari yaptırımları ilk başvurulan yöntem olarak öne çıkarıyor, uluslararası anlaşmalara rağmen orantısız artırılan gümrük tarifeleri ve ithalat yasakları, iş dünyasını yeni formül arayışlarına sürüklüyor ve transit ticaret kartı bu noktada iyi bir ara formül olarak çalışıyordu.
Bu defa ise transit ticaret hacmini her geçen yıl artıran ve uluslararası ticaret hacminde bu türden faaliyetlerin merkezi haline gelen körfez ülkelerinde yaşanan güvenlik endişeleri dolayısıyla transit ticaret tarafında oluşan arayışa cevap vermeye yönelik olarak bu adımın atıldığını anlıyoruz.
Yeni kanunda öngörülen düzenlemeler
Yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satılmasından veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık edilmesinden sağlanan kazançlara vergi istisnası uygulanması için istenilen şartları özetleyecek olursak;
İstisnanın %100 olarak uygulanması için katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde veya Cumhurbaşlanlığınca belirlenecek endüstri bölgelerinde faaliyette bulunulması gerekiyor. Bu bölgeler dışında faaliyette bulunan kurumlar için oran %95.
İkinci şart olarak bu faaliyetlerden elde edilen kazancın Kurumlar Vergisi beyan tarihine kadar Türkiye’ye getirilmiş olması isteniyor.
Son olarak alıcı ve satıcının Türkiye’de olmaması şartı aranmaktadır. Daha açığı, her ne kadar mallar TC Gümrük Bölgesi dışındaki bir ülkeden başka bir ülkeye gidecek olsa dahi Türkiye’de mukim bir firma ile fatura verilmesi veya alınması halinde indirim mekanizmasından faydalanmak mümkün olmayacaktır.
Küresel lojistik üssü olma hedefi ve Türkiye’ye getirilmeme (!) şartı
Kanun lafzından hareketle Türkiye’de bulunan bir şirketin A ülkesinden aldığı siparişi B ülkesinden tedarik ederek satış işlemini gerçekleştirmesinde istisnadan faydalanılması yönünden bir sakınca bulunmuyor.
Ancak, sipariş alınmadan önce farklı ülkelerden ürün toplayarak gelecek olan siparişe göre stoklarından satış gerçekleştirecek ulusal ve uluslararası şirketler için malların millileştirilmeksizin Türkiye’de bir antrepoda bekletilmesi durumunda istisnadan faydalanmasının mümkün olmadığını anlıyoruz.
Diğer taraftan geçiş güzergahında bulunmamız münasebetiyle Asya-Avrupa veya ters yönlü gerçekleşen ticari akışta karadan denize veya denizden karaya lüzum gelen aktarmalarda malların limanda ve/veya antrepolarda indirilerek bir diğer ulaşım aracına yüklenmesi örneği için kanun metni istisna uygulamasını gri bir alanda bırakıyor.
İstisnanın muhataplarının lojistik üslerini de Türkiye’ye taşımaları şartı sunulması operasyonel anlamda ekosisteme katkı sağlayabilecekken, yasanın mevcut haliyle malları Türkiye’ye getirmeme şartı olduğu için, hali hazırda Türkiye’yi lojistik üs olarak tercih eden şirketlerin operasyonlarını yurtdışına kaydırma arayışları gündeme gelebilecektir.
Buradan hareketle, kanunun Resmi Gazetede yayımlanması akabinde yapılması beklenen tali düzenlemelerin; hem yerli hem de hedeflenen yabancı firmalarda oluşması muhtemel tereddütleri gidermesi temennisindeyiz.