Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Görüş Caner Samancı Varlık barışına konu kazançlar için milat: Belirsiz gelecek zaman

Varlık barışına konu kazançlar için milat: Belirsiz gelecek zaman

06 Temmuz 2026, 12:04 Güncelleme :

Kayıt dışı varlıkların ekonomiye kazandırılmasını sağlamak ve ülkeye döviz girişini desteklemek maksadıyla ‘varlık barışı’ olarak bilinen ve yaklaşık 3 senelik aranın ardından tekrar kanunlaşan düzenlemeye ilişkin Tebliğ, bu hafta sonu Resmi Gazetede yayımlandı.

Düzenlemeye göre, Türkiye’de bulunan ancak kayıtlara yansımayan veya yurt dışında tutulan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları 31/07/2027’ye kadar bildirilmesi halinde yüzde 0 - yüzde 5 aralığında vergiye tabi tutularak bildirime konu edilebilecek; bildirime konu bu varlıklar dolayısıyla vergi incelemesine tabi tutulmayacaklardır.

Tebliğin devam bölümlerinde bildirime konu varlıkların türleri, vergilendirme oranlarına etki eden unsurlar, bildirimin kayıtlarda gösterilmesi, bildirime konu varlıkların değerlemesi vb. konular detay işlenirken, benzer nitelikteki yasal düzenlemeler: matrah artırımı, yapılandırma gibi uygulamalardan aşina olduğumuz sınırlayıcı dönem/tarih ibarelerinin yer almadığını görüyoruz.

Dolayısıyla, uygulamadan yararlanmanın son günü olan 31/07/2027 tarihi aynı zamanda henüz elde edilmeyen kazançların da bu tarihe kadar realize olması durumunda mevcut düzenlemeden yararlanmasının önünde kanuni bir engel olmadığını gösteriyor.

Biraz daha somutlaştıracak olursak 31/07/2027 tarihine kadar elde edilecek gelirlerin varlık barışı uygulamasını bir vergi planlama aracı olarak kullanılmak suretiyle kayıt ve beyanlara yansıtmak yerine, varlık barışı bildirimine konu edilmesinin tercih edilmesi mümkün mü sorusunu sorduğumuzda kanun lafzı ile usul ve esasları tayin eden tebliğ düzenlemesi bize açıkça ‘hayır’ cevabını vermiyor.

Buradan hareketle, kayıt dışı olarak edinilen ancak yasal müeyyidelerden çekinilerek kayıtlı ekonomiye aktarılmasından imtina edinilen varlıkların ekonomiye kazandırılmasını amaçlayan düzenleme, kanunun agresif okunması/yorumlanması durumunda kayıtlı ekonomiyi ikinci plana atan ve kayıt dışı ekonomiyi vergi indirimiyle teşvik eden bir mekanizma olarak karşımızda durmasına sebebiyet veriyor.

Peki, kanunun varlık barışına konu kazançlar için açık bir ‘milat’ göstermiyor oluşu, gelecekte elde edilecek kazançların yüzde 5 vergilendirme ile bildirime konu edilerek beyan edilmesine kesin bir koruma sağlar mı? Cevabı vermeden, önceki varlık barışı uygulamalarına bir göz atalım.

Geçmiş varlık barışı uygulamalarında mükelleflerin diğer sebeplerle başlatılan vergi incelemelerinde kayıt dışı kazancının haricen tespit edilmesi durumunda, her ne kadar kanunda varlık barışına konu kazançların vergi incelemesine ve vergi tarhiyatına tabi olmadığı belirtilse ve mükellef varlık barışı bildiriminde bulunduğunu beyan etse de, varlık barışına konu kayıt dışı kazanç ile idarenin tespit ettiği kayıt dışı kazanç arasındaki illiyet bağının mükellef tarafından ispat edilememesi sebebiyle idare tarafından vergi tarhiyatı ve cezai yaptırımların uygulandığını biliyoruz.

Mükellef ve vergi idaresi ile yaşanan bu ihtilaf, aynı şekilde yargı mercileri arasında da ihtilafa konu olmuş durumda. Birinci derece yargı mercileri ile temyiz mercileri arasında yaşanan görüş ayrılığı henüz kesin bir bağlayıcı içtihata dönüşmüş durumda değil.

Yukarıdaki soruya dönecek olursak, nasıl ki yürürlükte olan kanun lafzında da aynı şekilde yer alan ‘bildirimde bulunulan varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.’ açık hükmüne istinaden varlık barışı bildiriminde bulunan mükellefler daha sonrasında vergi tarhiyatı ve cezai yaptırımlara maruz kalabiliyorsa, aynı şekilde kanun metninde gelirin elde edildiği döneme açıkça işaret edilmemesine binaen elde edeceği kayıt dışı kazancı varlık barışı ile bildirerek vergisel ödevlerini tam ve doğru olarak yerine getirdiğini düşünen mükellefler de kendilerini idari ve yargısal ihtilafların tam ortasında bulabilirler.

Vergi idaresi mükelleflerden ne istiyor, mükellef vergi idaresinden ne bekliyor?

Kanun gerekçesinden anladığımız üzere idarenin beklentisi, mükelleflerin bu çağrıya cevap vererek kayıtlı olmayan yurt içi varlıkları ekonomiye kazandırmak ile ülkeye döviz girişini sağlamak. Mükelleflerin beklentisi ise idarenin bu çağrısına karşılık verirken kendisi ve varlıkları hakkında hukuki güvencenin belirli ve kesin olması. Beklentiler basit. Geriye idarenin varlık barışındaki soru işareti yaratan birkaç konu başlığına ilişkin en azından ‘kırmızı çizgilerini’ ikincil düzenlemelerle ortaya koyması kalıyor.