Para piyasası fonlarına getirilen yüzde 10 stopaj, kurumlar için nasıl sonuçlar doğuracak?
Getirilen yüzde 10 stopaj, yabancı kurumların merkez ülkelerinde ödeyeceği vergi toplamını değiştirmiyor. Bu bakımdan getirilen yüzde 10 stopaj uygulamasını, hesaplanacak toplam verginin sadece Türkiye'de bırakılacak olan kısmı için 'nihai vergi' olarak değerlendirmek gerekiyor.
Bu hafta sonu yayımlanan Resmi Gazete ile, para piyasası fonlarının (para piyasası serbest fonlar dahil) elden çıkartılmasında elde edilen kazançlar üzerinden yerli ve yabancı kurumlar için uygulanan yüzde 0 stopaj oranının 05.09.2026 tarihi itibariyle yüzde 10 olarak uygulanacağı ilan edildi.
Buna göre yerli ve yabancı kurumlar bahsi geçen fonları edinim tarihinden bağımsız olarak, para piyasası fonlarını bozdurma talimatı verdiklerinde, Cumhurbaşkanı Kararının yayımlandığı 05.09.2026 tarihinden fonlarını bozdurdukları tarihe kadar fon değerinde yaşanacak pozitif farklar üzerinden yüzde 10 kesinti yapıldıktan sonra kalan tutarı hesaplarında görecekler. Düzenlemenin yerli ve yabancı kurumlar için farklı sonuçları var:
Yabancı kurumlar için uygulanan stopaj nihai vergilendirme mi?
Kanuni ve iş merkezi yurtdışında olan kurumlar, Türkiye’de elde ettikleri kazançlar üzerinden stopaj uygulansa da, uygulanmasa da, merkez ülkelerinde vergi dönemleri itibariyle beyan vermek ve bu kazanç üzerinden vergi ödemek durumundalar. Kazancın elde edildiği egemen ülkenin bu kazançlar üzerinden çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları ile sınırlanan oranda yapacağı vergi kesintileri ise merkez ülkede ödenecek olan vergiden mahsup edilebiliyor.
Bu genel kural para piyasası fonları için de geçerli. Yukarıda değinilen Cumhurbaşkanı kararı ile getirilen yüzde 10 stopaj, yabancı kurumların merkez ülkelerinde ödeyeceği vergi toplamını değiştirmiyor. Bu bakımdan getirilen yüzde 10 stopaj uygulamasını, hesaplanacak toplam verginin sadece Türkiye’de bırakılacak olan kısmı için ‘nihai vergi’ olarak değerlendirmek gerekiyor.
Yerli kurumlar için yapılan kesinti nihai vergilendirme değil, ancak!
Stopaj, kazancın hesaplanması ve bu kazanç üzerinden hesaplanan verginin beyan edilmesinden önce gayrisafi tutar üzerinden belirli bir oranda ‘götürü’ vergi alınarak vergi güvenliğini sağlama ve verginin beyan dönemi beklenilmeksizin tahsil edilmesi maksadına hizmet eden bir uygulama.
Türkiye’de mukim kurumlar stopaj uygulaması olmasa dahi her bir geçici vergi dönemi itibariyle elde ettikleri para piyasası fonlarındaki değer artışlarını, kurum kazançlarının bir unsuru olarak beyannamelerine dahil ederek bu kazanç üzerinden yüzde 25 oranında vergi yüküne tabi durumdalar. Dolayısıyla PPF kazançları üzerinden yapılacak olan stopajı, dönem sonu beyannamelerinde ödeyecekleri vergiden düşme imkanına sahipler. Ancak bu genel kural, her zaman işlemeyebilir!
Vergisi ödenen kazancın stopajı olur mu?
Kurumlar için stopaj yoluyla kesilen verginin mahsubunun yolu, kurumlar vergisi beyannamesinde ödenecek vergi çıkmasıyla ancak mümkün. Her ne kadar para piyasası fonlarından kazanç elde etseler de diğer faaliyetlerinden zarar yazılması durumunda ortada stopajın mahsup edilebileceği bir kazanç da kalmamış oluyor.
İkinci olarak, 01.01-31.12 tarihleri arasında tutularak dönem içerisindeki yukarı yönlü fon hareketlerini yıllık beyannamede kazanç göstererek vergisini ödeyen kurumlar, ertesi dönemin başlarında fonlarını bozdurmaları durumunda üzerinden yüzde 25 Kurumlar Vergisi hesaplanan kazançları için bir de yüzde 10 stopaj ödemek durumunda kalacaklar. Yani peşin vergi, fonun bozdurulduğu dönem aralığına göre mükerrer vergilendirmeye sebep olabilir!
Mahsup edilemeyen PPF kazanç stopajları için çözüm: Vergi iadesi
Beyanname sistematiğine göre, dönem sonlarında vergi tahakkuk etmezse ya da tahakkuk eden vergi peşin olarak yapılan vergi kesintilerinden düşükse fark tutar “iadesi gereken vergi” olarak beyan olunuyor. Kurumlar, bu tutarları beyanname verilmesinin akabinde bağlı bulundukları vergi dairelerine başvurarak bu tutarları iade alabiliyorlar. Ancak mevcut pratikte bu sürenin ortalama 6 ay kadar bir süre alabileceğini ve vergi dairesi ile en az birkaç yazışma ile nihayete ereceğini hatırlatalım.
Bu durumda, devam eden yatırım süreçleri veya sair sebeplerle düzenli zarar yazan kurumların tercihlerini tahvil – bono gibi stopajsız yatırım araçlarına yönlendirmeleri, diğer kurumlarınsa dönemsel kâr zarar beklentilerine göre yatırım maksadıyla orta-uzun vadeli olarak tuttukları para piyasası fonlarını bozdurmayı ertelemeleri veya öne çekmeleri faydalarına olacaktır.